Terapi jenerasyonu

Gün geçmiyor ki uydurulmuş bir jenerasyon adı daha duymayalım. Buyrun yenisi: “terapi jenerasyonu” The New York Times’taki şu yazı, son zamanlarda Instagram’da sıklıkla görmeye başladığımız “terapistleri” konu edinmiş. Dikkatimi çekmesinin nedeni nasıl da hepimizin hemen hemen aynı anda böyle hesaplara ihtiyacımız olduğunu fark etmesi. Wellness endüstrisinin çıkış yaptığı zamanları yaşıyoruz. Kitabevlerine gidiyoruz raflardaki bestseller kitaplar nasıl psikolojik olarak daha sağlıklı olabiliriz üzerine çoklukla. Yoga dersleri, meditasyon atölyeleri artık adım başı. Kendinle ilgilenmek, terapiye gitmek, pozitif düşünmek kısaca zihinsel olarak sağlıklı kalmak artık yeni görevlerimiz. Etrafımızı çevreleyen bu trendin yansıması sosyal medya üzerinde de görülüyor tabii ki. Türkiye’de henüz yaygınlaştı mı … Okumaya devam et Terapi jenerasyonu

” Fly Me to the Moon “

  Eğer okuyucusuysanız fark etmişsinizdir, Popular Science dergisi son 6 aydır “Ay” konusunda bir şeyler paylaşıyor bizlerle hep. Dr. Umut Yıldız da yine yaz aylarında iki sayıda Ay yolculuğuyla ilgili yazmıştı. Biz Marsları konuşurken Ay da nereden çıktı dedim, yazıda onun da cevabı bulunuyordu. Dr. Umut Yıldız’ın Haziran ve Ağustos aylarındaki iki yazısını da birleştirip özetlemek istedim. Neler oluyordu Ay tarafında? Öncelikle minik bir tarihsel yolculuğa gidelim. 1960’lar. Dünya 2 kutba bölünmüş. Bir tarafta kapitalist ABD, öte yanda sosyalist Sovyetler Birliği. Soğuk Savaş dönemi, ikisi de aslında ne kadar güçlü olduklarını gösterme peşinde. Güçlülüğün en büyük göstergelerinden bir tanesi de … Okumaya devam et ” Fly Me to the Moon “

Erteleme mi korku mu?

Yapmanız gereken bir iş var ve siz bunu sürekli erteliyor musunuz? Böyle hissettiğinizde kendinize şu soruyu sorun: O işi ertelemenizin nedeni acaba o işle ilgili bir şeylerin sizi korkutması olabilir mi? Çok yüksek ihtimal yanıtınız evet olacaktır. Psikoloji doktorasını yapmış Alice Boyes diyor ki “Bazen bazı şeylerin sizi korkuttuğunu ve bu sebeple yapmak istemediğinizi anlarsınız. Örneğin hoşlandığınız birine çıkma teklif etmek gibi. Ama bazen de korkunuz o kadar net değildir ve yapmanız gereken şeyden sizi alıkoyanın o olduğunu anlamazsınız. İşte korktuğunuz için ertelediğinizi gösteren birtakım işaretler: 1-Gecikmeniz için başka birini suçlarsınız Bu en temelde, birilerinin sizi bir iş yaparken bölmesi … Okumaya devam et Erteleme mi korku mu?

Amerikan evlerindeki yeni çılgınlık

Çok yorum yapmaktan kaçınıyorum ama okuduklarım karşısında gerçekten şaşkınlığa düştüm. Amerikan aileleri yavaş yavaş anormalleşmeye başlamış, kısaca bunu söyleyebilirim. Makale, evlerde artık Slack, Trello ve Asana gibi proje yönetimi programlarının kullanılmaya başlandığını anlatıyor. Anneler çocuklarının ödevlerini yapıp yapmadığını oradan kontrol ediyor, karı koca ise aralarındaki iş bölümünü yine o program üzerinden takip edebiliyor. Bana çok anormal geldi ama yaşayanlar bunu çok normal bir şey olarak anlatıyor. Bana kalırsa inanılmaz. Tonya Parker mesela, bir yıl önce, çocukları için Trello (web tabanlı bir proje yönetim programı) kuruyor. 9-18 yaşları arasında değişen 4 tane çocuk da yapması gereken işleri, alışverişleri ve ev ödevlerini … Okumaya devam et Amerikan evlerindeki yeni çılgınlık

“…ve sonsuza dek mutlu yaşadılar” neden artık cool değil?

Oscar alamasa da son zamanlarda bizleri etkileyen bir filmdi “La La Land”. Hepimizin filmin sonuyla ilgili bir fikri vardı kuşkusuz. Hepimiz şunda hemfikirdik ama, alışık olduğumuz sonlara benzemiyordu. Ruh eşi konusunu en iyi irdeleyen filmlerden biri aslında La La Land. Özellikle son zamanlarda The Good Place, Crazy Ex-Girlfriend ya da Master of None gibi yapımlarda da bu sorgulamaları görüyoruz. Yani artık ruh eşi konusunun şaka olarak ele alınması noktasına ulaşmış durumdayız. Meg Ryan ve Tom Hanks birbirlerini bulmazdan önce aslında antik Yunan’da işlenmişti şu ruh eşi konusu. Artistophanes mesela, insanların aslında doğarken dört kol, dört bacak ve iki yüzlü tek … Okumaya devam et “…ve sonsuza dek mutlu yaşadılar” neden artık cool değil?

Çalışan annelerin çocukları da mutlu!

Hemen hemen her hamile olup çalışan kadının soru işaretidir doğum izni bitince işe dönme konusu. Hem maddi sebeplerden ötürü hem de annelikten doğan suçluluk hissiyle. “Acaba çocuktan ayrı geçirilen zamanlar onu yetişkin olduğunda da etkileyecek mi?” Herkesin içi rahatlayabilir. İmdadımıza yine bir Harvard’lı araştırmacı yetişiyor. Çalışan annelerin çocuklarıyla, evde duran annelerin çocuklarının mutlulukları üzerine bir araştırma yapıyor. Ve sonuca göre, çalışan annelerin çocukları da evde duran annelerin çocukları kadar mutlu yetişiyor. Yani çalışan bir anne olup olmadığınız çocuğunuzun en sonunda erişeceği mutluluğun bir belirleyicisi değil. Bu araştırmayı yapan hanımefendi Kathleen McGinn, Harvard Business School hocası, 10 yıl süren, 29 ülkede … Okumaya devam et Çalışan annelerin çocukları da mutlu!

Hiçbir şey yapmamak için taktikler

“Bu kadar meşgul olmayı bırakın ve hiçbir şey yapmayın. Bize güvenin.” diye başlıyor NYT makalesi. Çok meşgulüm çılgınlığından kopmanın bir yolu var: Hiçbir şey yapmamak. Ya da Hollandalıların dediği gibi: Niksen. Aslında uyuduğumuzda bile bir şeyler yaptığımız düşünülürse, hiçbir şey yapmamak ne demek tam olarak tanımlaması güç. Bir psikolog, “niksen”i motoru çalışan ama hiçbir yere gitmeyen bir arabayla ilişkilendiriyor. Diğer bir psikolog “yapmamız gereken şeyleri yapmadığımız zamanlardır” diye tanımlıyor. “Çünkü muhtemelen motive olmadığımız için yapmak istemiyoruzdur. Onun yerine, bir şey yapmayız.” Pratikte “niksen” fikri bilinçli olarak, belirlenen zaman ve enerjiyle camdan bakmak ya da öylesine hareketsiz bir şekilde oturmak demek. … Okumaya devam et Hiçbir şey yapmamak için taktikler