Uzun ama muazzam bir yazı olacak bu, mutluluğu arayanlar için. Profesör Laurie Santos ile tanışın. Kendisi Yale Üniversitesi’nin en çok konuşulan ve en popüler dersinin yaratıcısı: PSYC 157: Psikoloji ve İyi Hayat. Bu ders o kadar meşhur oldu ve o kadar talep gördü ki 1200’den fazla öğrenci bu derse kayıt oldu. Peki bu hoca neyi amaçlıyor? Öğrencilerinin mutlu olmasını. Eh bunu gören depresif ve mutsuz öğrenciler kendilerini hemen bu derste buldular. Daha önce de pozitif psikoloji dersleri vardı ama bu dersin onlardan farkı, davranışları değiştirmek üzerine. Yani mutluluğun bilimini anlatmıyor, mutluluğu pratiğe dökmeyi sağlıyor. İşte bu yazı da, o dersin … Okumaya devam et

Bırakın çocuklar sıkılsın

Bir çocuk sıkıldım deyince, ana babayı bir rahatsızlık alıveriyor. Hani yapacak onca şey varken çocuk sıkılıyorsa, onu eğlendirememiş, eğitememiş ya da boş bırakmış sayıyorlar kendilerini. O yüzden hemen bu can sıkıntısını savuşturmaya çalışıyorlar. Ama işte sıkılmak aslında öyle savuşturulacak bir şey değil, deneyimlenmesi gereken bir şey. Neden mi? E çünkü hayat çok mu eğlenceli? Çocuk sıkılmayı erken yaşta öğrensin ki, ileride karşılaşacağı milyon türlü sıkıcılıkla baş etmeyi öğrenebilsin. En basitinden okul, sıkıcı dersler… Hayatı boyunca kimse onu sürekli eğlendirmeyecek. GQ dergisinden biri mesela diyor ki, “Yaratıcılığı tetiklemekte, bir boş sayfa ya da boş bir yatak gibisi yok.” Salın gitsin yahu … Okumaya devam et Bırakın çocuklar sıkılsın

Neden herkes işini seviyor gibi yapıyor?

Durup bir düşünün bakalım beyaz yakalılar, hiç işe giderken “Thank God It’s Monday” dediniz mi? Sanmıyorum. Demek ki, jenerasyonunuza ihanet ediyorsunuz. Makale, çalışmanın son zamanlarda zevkli bir eylemmiş gibi gösterildiğini, herkesin “başarana kadar durma” gibi yapay mottolarla görünmez bir yarışın içerisinde olduğunu ve kişilerin ne kadar yorulduğunu ya da sömürüldüğünü fark edemediği bir zamanın içerisinde olduğumuzu söylüyor. Elon Musk çıkıyor bir tweet atıyor mesela; “kimse haftada 40 saat çalışarak dünyayı değiştirmedi”diye. Kaç saate ihtiyaç var, orası meçhul. Peki diye sorguluyor makalemiz, böylesine bir koşuşturma kültürü ile hemhal olan bir jenerasyonun bu kadar çalışması kime yarıyor? Patronlara tabii. Özellikle anlam arayışının … Okumaya devam et Neden herkes işini seviyor gibi yapıyor?

Bilgi, paylaştıkça değersizleşir mi?

  “Bilgi güçtür. Ancak her güç gibi, bilgiyi de sadece kendisi için saklamak isteyenler var.” Aaron Swartz Amerika’lı millennial’ların donuna kadar öğrenebildiğim bir sürü makale çıkıyor karşıma her gün. Ya da Amerika’daki çiftlerin neden boşandığını, alkol tüketiminin İngiltere’de gençler arasında neden azaldığını önüme çıkan bir makaleden öğrenebiliyorum. Bunları da ne bir araştırma şirketinin ne de bir istatistik kurumunun sayfalarından okuyorum. Hepsini abonelik istemeyen lifestyle yazılar yayımlayan dergilerin, gazetelerin sitelerinden okuyabiliyorum. Örneğin geçen yıldan bu yıla Amerika’da veganlık ne kadar artmış bunu bilebiliyorum, çünkü zaten kendileri bu bilgileri bir de video yapıp önümüze koyuyor. Sonra dönüyorum Türkiye’ye ait bir veri var … Okumaya devam et Bilgi, paylaştıkça değersizleşir mi?

Bir boşanma avukatından uzun birlikteliklerin sırrı

  Evet bu yazımızda uzun birlikteliklerin sırrını açıklıyoruz. Ben değil tabii, bir boşanma avukatı açıklıyor. Çünkü insanlar en çok hangi sebepten ayrılıyor konusunu bir boşanma avukatından daha iyi kim bilebilir ki? James Sexton adlı avukatımız bir kitap yazmış: “If You’re in My Office, It’s Already Too Late” yani demek istiyor ki “Eğer ofisimdeyseniz, artık çok geç.” Bu yazı da aslında kitapla ilgili bir röportaj. Ben o röportajdan beğendiğim kısımları çevireceğim. Hatta madde madde yazayım da okuması kolay olsun: – Aslında ayrılıklar sadakatsizlik ya da finansal anlamda uyumsuzluk gibi büyük nedenlerden oluyor gibi görünüyor ama bunların da temellerine baktığınızda aslında küçük … Okumaya devam et Bir boşanma avukatından uzun birlikteliklerin sırrı

Neden komik kadınlar tercih edilmiyor?

Yine harika bir makaleyle karşınızdayım. Komik kadınların neden tercih edilmediğinden daha çok neden komikliğin erkeklerde takdir edildiğini ama kadınlarda edilmediğini irdeliyor makale. Şöyle başlıyor, lisans öğrencilerine bir konuyu anlatırken biraz da sarkastik olarak bunu anlatan hoca yıl sonu değerlendirmelerine bakıyor ki biri kendisi hakkında “hiç komik bir kadın değil” yazıyor. Sonra hocamız buna kafayı takıyor tabii. Öğrencileri üzerinde minik araştırmalar yapıyor. Uzun uzun tüm araştırmaları detaylıca anlatmış makale ama kısaca şöyle sonuçlar çıkıyor, erkeklerin espri yeteneği hem kadınlar hem erkekler tarafından takdir ediliyor, erkeklerin daha komik olduğu düşünülüyor ve erkekler kadınların zaten komik olmadıklarını düşünürken kadınlar da “komikliği” bir yetenek … Okumaya devam et Neden komik kadınlar tercih edilmiyor?

Sarı bez varken Amerikalılar havlu kağıt tercih ediyor

Bilemiyorum bu bilgiyle pratikte ne yaparsınız ama Amerikalıların havlu kağıt tüketimini görünce paylaşmadan edemedim. Euromonitor International’ın paylaştığı en son araştırma verisine göre, 2017’de tüm dünyada sadece evlerde kullanılan kağıt havlu harcaması toplam 12 milyar dolar ve Amerikalılar bunun 5,7 milyar dolarından sorumlu. Yani neredeyse, dünyanın geri kalanı kadar kağıt havlu tüketimi var. Adam başı kağıt havluya verdikleri para da yine en fazla (17,5 dolar) Bunu tabi açıklarken, “neden olacak canım Amerika hem çok nüfuslu hem de zengin yer, tabii ki böyle yüksek kalite ürünlerin tüketimi fazla olacak” diyenler var. Ama diğer refah seviyesi yüksek olan ülkelerde tüketimin bu kadar çılgınca … Okumaya devam et Sarı bez varken Amerikalılar havlu kağıt tercih ediyor