30 yaş arkadaşların azaldığı yaş mı?

Katılmıyorum. Makale ısrarla bunu savunuyor ama. 30 yaşına yeni girecek evli bir kadın, yavaş yavaş nasıl da arkadaşlarının azaldığını anlatıyor. Nedenlerini de şöyle özetleyebilirim; belirli bir yaştan sonra arkadaş edinmenin çok zor gelmesi, çok fazla lokasyon değişikliği, eski arkadaşları daha bir arkadaş görmek ya da arkadaşlık için ayrılacak vaktin azalması. Çok kısa notlar var bahsetmek istediğim. Mesela diyor ki, yeni bir arkadaş tanımak bir yaştan sonra, sanki biriyle çıkmak gibi. Telefonunu istiyorsun, buluşuyorsun, onu değerlendiriyorsun, ya buluşmaya gelmezse diye endişe ediyorsun, umarım beni sever diyorsun 🙂 Aslında gerçekten, hemen hemen date gibi. Hep çocukluk arkadaşlarınla olmak istiyorsun. Bilirsiniz, sizi daha … Okumaya devam et 30 yaş arkadaşların azaldığı yaş mı?

iGen: Daha yalnız, daha mutsuz, uykusuz

Çokça araştırma sonuçlarıyla desteklenmiş bu güzel makalenin ana fikri 1995 ve 2012 yılları arasında doğan bir neslin ekranlarla harcandığı. Okurken içim acıdı. İsterim ki, tüm bu yaşlarda çocuğu, tanıdığı olanlar okusun.  Bir neslin -ki makalede onlara iGen deniyor- sadece yaşam tarzları değil, aynı zamanda hayata bakış açıları ve psikolojileri de bu ekranlar yüzünden çok çok farklılaştı. Bir türlü anlam veremediğimiz, empati yapamadığımız tüm davranışların nedeni ekranlar. Teker teker bahsedelim: örneğin bu nesil, kendilerinden öncekilerden çok daha depresif. Çünkü ne kadar çok ekrana bakıyorlarla o kadar çok depresyon belirtileri görünüyor. Çok daha az partilere gidiyorlar ve arkadaşlarıyla yüz yüze çok az … Okumaya devam et iGen: Daha yalnız, daha mutsuz, uykusuz

Evliliklerde “ya hep ya hiç” dönemi

Bu röportaj çok hoşuma gitti. The All-or-Nothing Marriage kitabının yazarı Eli Finkel evliliklerin nasıl değiştiğini anlatıyor. Kimsenin çok bahsetmediği ama çok doğru tespitleri var. Mesela diyor ki, şimdiki evliliklerde artık eskisi gibi “aman iyi biri olsun da” gibi kriterler yok. Şimdiki evlilikler daha çok kendini gerçekleştirmeyi arayan insanlar arasında oluyor. Ve istiyorlar ki, karşılarındaki insan da onlar için her şey olsun. Yani şöyle, istiyoruz ki, eşimiz bizim de gelişmemize yardım etsin, bizim çok daha iyi bir versiyonumuza dönüşmemiz için bizi desteklesin. Sadece iyi bir baba/anne, iyi bir eş olmak yetmiyor. Durgun, stabil bir ilişki sürmüyor zaten diyor. Büyükannelerimizin ya da büyükbabalarımızın … Okumaya devam et Evliliklerde “ya hep ya hiç” dönemi

Finlandiya’da bile yatarak para kazanılmıyor

  2 yıl önce bir makale okumuştum. Şuydu. Finlandiya ve Hollanda’da uygulanan “evrensel temel gelir” adlı harika bir uygulamadan bahsediyordu makale. O zaman tabi okurken bile ağzımın suları akmıştı. Çünkü çalışmayan insanlara minimum bir gelir vermeyi içeriyordu bu uygulama. Kısaca şöyle özetleyebilirim; 1970’lerde, Kanada’nın Manitoba eyaleti -bana sorsanız rüya gibi- bi tane deney yapıyor. Bazı bölgelerdeki binlerce vatandaşına karşılıksız ve koşulsuz aylık ödemeler yapmaya başlıyorlar. Projenin adı: mincome (minimum income – asgari gelir) Hedefi de, acaba bu gelirden yararlanan kişiler çalışmayı bırakacaklar mı, efendime söyleyeyim verilen parayı kısa sürede tüketip hemen yoksulluk içine mi düşecekler gibi sorulara cevap bulmak. 79 yılında sonlanıyor … Okumaya devam et Finlandiya’da bile yatarak para kazanılmıyor

Neden niteliksiz insanlar kendilerini MÜKEMMEL sanar?

Araştırmaya göre, kendimizi değerlendirirken çok da objektif olamıyor hep kendimizi olduğumuzdan daha iyi görüyormuşuz. Hatta bunun bir de adı var “Dunning-Kruger Effect”. Dunning ve Kruger adlı iki psikolog hiç işi yok bunu araştırmışlar ve niteliksiz insanların ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemediklerini ortaya koymuşlar. Ya da daha iyi hissettirecek şekilde yazmak gerekirse, kendimizi olduğumuzdan daha iyi gördüğümüzü bulmuşlar. 1999 yılında bu efekti açıklamaya çalıştıklarında, eksik yetenek ve bilgi sahibi insanların aslında çifte lanetlendiğini söylemişler. Birincisi, hata yapıyorlar ve kötü kararlar veriyorlar, ikincisi bu bilgi eksikliği onları hatalarını yakalamaktan da alıkoyuyor. Yani baya kötü performans sergileyip bunun asla farkında olmamak. Bir … Okumaya devam et Neden niteliksiz insanlar kendilerini MÜKEMMEL sanar?

Millennial’lara uygun iş kültürü oluşturana kadar robotlar gelir

Bu linkteki yazıyı çok sevdim. Kısaca şöyle diyor, şu işverenler sürekli millennial’larla ilgili tespitler yapmayı bıraksa da azıcık kendilerine baksa. Çünkü malum, 2020 itibariyle iş gücünün %35’ini millennial’lar oluşturacak, %24’ünü de Gen Z. Bence aşırı haklı bir makale buyrun devam edelim. Şu yazılanlara bir bakın, yok millennial’lar şımarık yok sürekli kendilerini düşünüyor yok hazıra konmak istiyor… Yani sürekli onlar hakkında böyle tespitleri tekrarlamak yerine acaba onları iş hayatına dahil edip verim alabilmek adına neler yapılması gerekiyor ona kafa yormak daha mantıklı değil mi? Evet öyle. Bir kitaptan alıntı yapılıyor bolca makalede. (Emma Gannon- The Multi-Hyphen Method). Yazarımız diyor ki kitapta, … Okumaya devam et Millennial’lara uygun iş kültürü oluşturana kadar robotlar gelir

Ne zaman evlenmeli formülünü açıklıyorum

TED’deki en güzel ama en yeterince değeri anlaşılmamış konuşmalardan biri de bu linkini verdiğim konuşma. Onu izlemeden bugünü bitirmeyin bence. Noolur hatta. Aşkı bulmayla ilgili tavsiyeler, boşanma oranını düşürmenin yolları ve evlenilecek zamanın formülü hepsi bu konuşmada. Ben hem makaleden hem de bu konuşmadan bahsedeceğim biraz. Söz konusu makale, tatlı bir bir matematikçi kadının kitabından alıntı. Ve doğru duydunuz, ne zaman bir düzene oturtmalı hayatı konusunda gerçek anlamda formül veriyor. Hemen uzatmadan açıklıyorum ne zaman evlenmeli formülünü. İşte: Adı: optimum durma teorisi. Matematikçimiz, konuşmasında harika bir şekilde anlatıyor formülün nasıl işlediğini ama ben kabaca şöyle özetleyeceğim: Çıktığınız kişilerin ilk yüzde 37’sini … Okumaya devam et Ne zaman evlenmeli formülünü açıklıyorum