Don Draper’ın ölümü

Yine güzel olduğu kadar uzun bir makale ama kesinlikle okumaya değer. Don Draper’ın öldüğünü söylüyor makale kısaca. Eskiden yaratıcı bir endüstri olan reklamcılık şu anda algoritmalara dayalı veri odaklı bir iş. Öncelikle şunu söyleyeyim, makalenin tamamı aslında aşağı bıraktığım konuşmaya dayanıyor. O yüzden derim ki mutlaka bu konuşmayı izleyin. Çok farklı bir şey söylemiyor Scott Galloway konuşmasında aslında. Fakat 2016 yılında bugünleri görmesi kayda değer. “Bizim bildiğimiz reklamcılık artık öldü, artık herkes reklamsız üyeliklerle gelir sağlamaya çalışıyor dünya da buraya gidiyor” diyor. “Eğer geleneksel reklamcılıkla ilgili bir işiniz varsa çok geçmeden işinizin düşüşe geçeceğini göreceksiniz” diyor. Makale de bunları özetliyor. … Okumaya devam et Don Draper’ın ölümü

Her gün şikayet ederseniz, her gün şikayet edersiniz.

Şu makaleyi okuduğumdan beri değiştim sanırım. Şunları diyor: İnsan beyni çok acayip. Oyun hamuru gibi şekillendirebiliyorsun. Dr. Michael Merzenich -kendisi dünyanın en tanınmış nörobilimcisi –  düşüncelerimizle beynimizdeki yapısal ilişkiyi kanıtlıyor. Yani şöyle, deneyimler, inançlar, düşünceler, alışkanlıklar beynimizin kendi bağlarını oluşturmasını etkiliyor. Daha da spesifik olmak gerekirse, sürekli şikayet eden, hiçbir şeyden tatmin olmayan negatif insanların bunu alışkanlık haline getirdiklerinde, yani tekrarladıklarında düşünce yapısını değiştirdiğini değişen düşünce yapısının da değişen inançlara yol açtığını söylüyor. Tüm öğrenmenin anası, tekrarlama. İşte şikayet ederek tekrar tekrar negatife odaklandığımızda, negatiflikten sorumlu olan nöronları ateşliyoruz aslında. Bildiğiniz kısır döngü. Tekrar ederek olumsuz davranışlar geliştiriyoruz olumsuz davranışlar … Okumaya devam et Her gün şikayet ederseniz, her gün şikayet edersiniz.

Ne demek kütüphaneleri kaldıralım?

Okurum diye sonralara bıraktığım makalede meğer bir tartışma varmış ve ben onu kaçırmışım. Tartışma şu; çok sevdiğimiz Forbes, Panos Mourdoukoutas adlı beyfendinin bir makalesini yayınlıyor. Sonra da bu makaleyi kaldırıyor sayfasından çünkü çok tepki alıyor. Bu kadar tepki toplayan makalenin konusu şu ki, bu beyfendi – ki kendisi dünya ekonomisinde uzmanlığı olan bir profesör – diyor ki kütüphaneler vergi verenlerin parasını boşuna çar çur eden yerler bu yüzden Amazon dükkanlarıyla değişmeli artık. Amazon Should Replace Local Libraries to Save Taxpayers Money via @forbes https://t.co/weDGYAqjTS — Panos Mourdoukoutas (@PMourdoukoutas) July 21, 2018 Tabii hal böyle olunca Forbes, onun uzmanlık alanına girmiyor … Okumaya devam et Ne demek kütüphaneleri kaldıralım?

Bir annenin favori çocuğu olabilir mi?

Olamaz gibi geliyor bana. Ama işte birileri durmamış ve anne çocuk arasındaki bu en favori kim olayını araştırmışlar. Buyrun makale. 65-75 yaş arasındaki ve en az 2 tane yetişkin çocuğu olan anneler üzerinde yapmışlar bu araştırmayı.  Bir sürü soru sormuşlar annelere “hangi çocuğun kişisel bir problemiyle ilgili konuşmaya meyilli?” “hangi çocuğuna duygusal olarak daha yakın hissediyorsun” “hangisiyle daha fazla gurur duyuyorsun” gibi. Sonra da gidip çocuklarına sormuşlar “annen sence hangi çocuğuna daha fazla duygusal olarak yakın hissediyor” vb gibi. Bu soruların neticesinde de favori çocuğu bulduklarını iddia etmişler. Genelde, kız çocukları oğlan çocuklarına tercih ediliyormuş. En son doğanlar da ilk … Okumaya devam et Bir annenin favori çocuğu olabilir mi?

Güneş’e dokunacağız!

Ya işte sonunda insanlık Güneş’e gidiyor! Hem de 1 hafta içinde ya. 11 Ağustos’ta!  Parker Güneş sondası (Parker Solar Probe) Güneş hakkında bildiklerimizi değiştirecek belki. Düşünsenize, Dünya üzerinde neredeyse tüm canlılık Güneş’ten gelen ışık ve enerji sayesinde hayatına devam ediyor ve biz daha ona hiç yaklaşamamıştık bile. Şimdi bu Parker ne yapacak peki? Gerçekten neredeyse dokunacak kadar yaklaşacak. Aynen öyle. Azıcık yaklaşıp sonra hemen uzaklaşacak şekilde tasarlanmış. 7 yıl içerisinde 7 kez Venüs’ün kütle çekim kuvvetiyle sapan etkisi yaparak Güneş’e her seferinde biraz daha yaklaşacak. Yaklaşık 6 milyon km kadar. Evet yanlış duymadınız. Bu yüzden araçta ekstrem mühendislik teknikleri kullanıldı. … Okumaya devam et Güneş’e dokunacağız!

60 yıldan 12 ders

Bu benim en sevdiğim TED konuşmalarından biri. Şimdi açtım yine izledim. Geçirdiğimiz yıllara göre evrak üzerinde bir yaştayız ama iç kişiliğimizin bir yaşı yok diye başlıyor söze Anne Lamott. “Ben şu ana dek gün aldığım ve bitirdiğim tüm yaşlarımdayım, sizin gibi.” diyor. 61. yaş gününde tüm bu yıllardan öğrendiklerinin, doğruluğundan emin olduklarının bir listesini yapmış. Yazar olunca tabi, böyle bir listeyle insanları kendine hayran bırakmak kolay oluyor. Bu yazıyı direkt burada bırakıp videoyu izlemek çok daha yerinde olur aslında. Ama ben yine de bu konuşmada beni cezbeden yerleri yazacağım buraya: Hemen hemen her şey fişini birkaç dakikalığına çıkartıp geri takarsanız, çalışmaya … Okumaya devam et 60 yıldan 12 ders

O şeyin adı konmuş: Mikro aldatma!

Hani şu teknolojiyle birlikte gelen tam da sadakat ve sadakatsizlik arasındaki ince bir çizgide gezinen, “bu aldatma olur mu” diye sorgulanan küçük kaçamaklara sonunda bir ad konmuş: mikro aldatma. Sexting, tinder’dan sağa kaydırmaca, sosyal medya üzerinden sürekli iletişim halinde olma gibi aslında eylem olarak masum görünen ama özünde çok da masum olmayan davranış biçimleri bu mikro aldatmalar. Tabii ki yine bir iletişim profesörü ve çift terapisti bu konuyu araştırmış ve konu hakkında çokça şey söylemişler. Derler ki, aslında mikro aldatma davranışları çok da endişe edilecek şeyler değil belirli bir seviyeye kadar. Ego tatmini olabilir ya da o insanı gerçekten ilginç … Okumaya devam et O şeyin adı konmuş: Mikro aldatma!