Bir boşanma avukatından uzun birlikteliklerin sırrı

 

Evet bu yazımızda uzun birlikteliklerin sırrını açıklıyoruz. Ben değil tabii, bir boşanma avukatı açıklıyor. Çünkü insanlar en çok hangi sebepten ayrılıyor konusunu bir boşanma avukatından daha iyi kim bilebilir ki?

James Sexton adlı avukatımız bir kitap yazmış: “If You’re in My Office, It’s Already Too Late” yani demek istiyor ki “Eğer ofisimdeyseniz, artık çok geç.” Bu yazı da aslında kitapla ilgili bir röportaj. Ben o röportajdan beğendiğim kısımları çevireceğim. Hatta madde madde yazayım da okuması kolay olsun:

– Aslında ayrılıklar sadakatsizlik ya da finansal anlamda uyumsuzluk gibi büyük nedenlerden oluyor gibi görünüyor ama bunların da temellerine baktığınızda aslında küçük şeylerden başlıyor uzaklaşmalar. Küçük küçük bir sürü şey oluyor ama sonra birden bir bakmışsınız büyük bir sel gelmiş almış her şeyi yıkmış geçmiş. Yani yavaş yavaş ve birden oluyor ayrılıklar.

– Evlenmeyi düşünenlere tavsiyesi; bu işi çok ciddiye alın. Örneğin size şu an dünya üzerindeki hangi arabayı almak istersiniz diye sorsam hemen cevap verebilirsiniz. Fakat soruyu şöyle değiştirsem “hayatının sonuna kadar tek bir araba sahibi olacak olsan, hangisini alırdın”. O zaman oturur düşünürdünüz değil mi? Örneğin insanın 20’lerinde sahip olmak istediği araba ile 30’larında çocuk sahibi olduğunda istediği araba birbirinden farklıdır. Yani hem 20’lerinizde size seksi görünecek bir arabanız olsun istersiniz hem de ileride çocuğunuz olduğunda kullanışlı da olsun.. Heh işte aynı eş seçerkenki gibi.

– Öncelikle eş seçerken, “hayatımın her aşamasında bu insan anlamlı olacak mı?” diye sormalısınız kendinize. Yani sonuçta zamanla siz de değişeceksiniz ve o insan sizinle birlikte o değişime ayak uyduracak mı?

– İkinci olarak, kendinize lütfen şu soruyu sorun: “Hangi probleme bir çözüm olacak evlilik? Yani günlük hayatta bir şey alırken bile kendinize bunu soruyorsunuzdur, şimdi bu benim hangi derdime derman olacak. Fakat insanlar ne yazık ki böyle bir soruyu kendilerine sormadan, evliliğin çok akıllıca olduğunu sanıyorlar.

(Tabii adam böyle sert konuşunca, röp yapan abimiz diyo ki bir derde derman olması gerektiğini düşünmüyorum ben. Sonra bizimki ne demek istediğini açıklıyor)

-Aslında şunu demek istiyorum, insanlar evleniyorlar ama bunu yapma nedenleri kendilerine bunun iyi bir fikir olup olmadığını sorduklarından değil de belirli bir yaşa geldiklerinden. Mesela eğer biriyle çıkıyorsanız ve evleneceğiz derseniz herkes sizi tebrik eder. Ama derseniz ki çıkıyoruz ama evlenme niyetimiz yok, o zaman insanlar hayırdır, problem mi var demeye başlar. Neden? Çünkü evliliğin yapman gereken bir şey olduğunu düşünürler.

– Neden evlendiğinizi sorgulamanız çok önemli diyor bu yüzden de. Yani evleniyorum çünkü kendimi yalnız hissetmek istemiyorum daha fazla. Ama bakalım evlilik yüzde yüz bu soruna bir çözüm olacak mı? Bunu neden yapıyorum? Aile baskısı mı? Kültürel baskı mı? Evlenerek acaba ilişkide eksik gördüğüm şeyleri mi kapatacağım vs vs… Bunları düşünüp sormakta hiçbir sakınca yok.

– Sosyal medyadan illallah demiş avukatımız. Hiç diyor hatırlayamaz oldum içinde sosyal medya geçmeyen bir boşanma davası. Sadakatsizliğin en büyük üreticisi sosyal medya. Peki nelere bakıyoruz? İnsanların best of’una aslında. Herkes en iyi çıktığı fotoğrafları, anları koyuyor çünkü sosyal medyaya. E eğer biraz yalnız, sıkılmış hissediyorsan sosyal medyaya baktığın anda hayatının ya da ilişkinin yeterince iyi, ilginç olmadığını düşüneceksin tabii

-İnsanlar hemen rutinlere giriyor. Biriyle tanışıyorsunuz, çıkıyorsunuz, birbirinize en iyi olduğunuz hallerinizi gösteriyorsunuz, değişik şeyler deniyorsunuz sonra partnerinizin neyi sevip sevmediğini öğrenince de onun sevdiği şeyleri yapmaya devam ediyorsunuz. Sonra bu bir rutine dönüyor tabi. Ne zaman farklı bir şey yapmak isteseniz garip kaçıyor. Bu şekilde de heyecan kalmıyor ve mutsuzluk oluyor sonu da.

– Küçük şeyleri asla biriktirmeyin. Ne olursa olsun, hemen konuyu konuşun ve o anda konuşun. Eğer böyle yapmazsanız o yağmur damlaları sel olur ve her şeyi toparlamak için çok geç kalmış olursunuz.

– Aşık olmak çok çabuk olsa da o duygudan çıkmak onun kadar çabuk olmuyor. O kısım yavaş ve dereceli olarak azalıyor. Yani bir sabah uyanıyorsunuz ve 20 kilo almışsınız olmadığı gibi bir sabah uyanıp artık aşık değilim de demiyorsunuz. Bunlar hep yavaş yavaş oluyor. O yüzden aşkı sürekli canlı tutmak için küçük şeylere karşı daha duyarlı olun ve onları düzeltin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s