Bilgi, paylaştıkça değersizleşir mi?

 

“Bilgi güçtür. Ancak her güç gibi, bilgiyi de sadece kendisi için saklamak isteyenler var.” Aaron Swartz

Amerika’lı millennial’ların donuna kadar öğrenebildiğim bir sürü makale çıkıyor karşıma her gün. Ya da Amerika’daki çiftlerin neden boşandığını, alkol tüketiminin İngiltere’de gençler arasında neden azaldığını önüme çıkan bir makaleden öğrenebiliyorum. Bunları da ne bir araştırma şirketinin ne de bir istatistik kurumunun sayfalarından okuyorum. Hepsini abonelik istemeyen lifestyle yazılar yayımlayan dergilerin, gazetelerin sitelerinden okuyabiliyorum. Örneğin geçen yıldan bu yıla Amerika’da veganlık ne kadar artmış bunu bilebiliyorum, çünkü zaten kendileri bu bilgileri bir de video yapıp önümüze koyuyor. Sonra dönüyorum Türkiye’ye ait bir veri var mı diye, Türkiye Vegan ve Vejetaryenler Derneği diye bir yerin bunu açıklayacağı yazıyor her yerde. Yok tabi, o ayrı.

Ama eminim ki birileri bu bilgiyi biliyor. Hatta bu konu belki de çoktan, muhtelemen sadece 50 kişinin okuduğu 40TL’ye satılan bir sektör dergisinde konu olarak işlendi bile. Yani okumamışsak geçmiş olsun, o bilgiyi şu an bir yerlerde bulamayacağız demek oluyor bu. Bekleyin ki tırı vırı derneği size araştırma sonuçlarını yayımlasın (o da eğer isterse) Ya da TÜİK’in sitesindekilerle idare edin.

Tabii ki araştırma bedava yapılmıyor ve bu bir sektör farkındayım. Yine de, kullandıktan sonra bilgi herkese açılamaz mı? Ya da makalelerini dergilere satanlar, sonrasında yazılarını kendi bloglarında yayımlamak üzere anlaşamazlar mı? Bilginin paylaştıkça daha değersiz olduğuna ilişkin kanının temeli ne hala anlayamadım.

Baktım o pahalı dergiler, önüme düşüyor ve içinde gerçekten güzel bilgiler var. O yüzden dedim ki Amerika’ya biraz ara verip o pahalı dergiler elime geçtikçe oralarda yazan bu bilgileri/araştırmaları yazayım diyorum buralara. Zaten 5 kişi okuyor.

Tam bunları düşünürken bir belgesel hatırlattı kendini tabii: The Internet’s Own Boy. Reddit’in kurucularından 86’lı gencecik dahi bir çocuğun (Aaron Swartz) bilimsel makalelerin ücretsiz olmalarına kafayı takıp bunun peşinde geçirdiği ömrünü anlatıyor. 3 yaşında okuma yazma öğrenip 13 yaşındayken Wikipedia benzeri websitesi kuran, Stanford’ı 1. sınıfta terk etse bile Harvard’da araştırmacı olarak görev alan dahi bir çocuk. Araştırmacıların para ödemeden bilimsel makalelere ulaşmalarını sağlamaktan başka bir amacı da yok. Bu amaçla, bilgisayarını direkt MIT’deki internet kablolarına bağlayıp JSTOR’dan milyonlarca makale indiriyor. Fakat MIT’ciler bunu fark edince söz konusu odaya gizli kamera koyup çocuğun hayatını mahvediyorlar. JSTOR sonradan suçlamalarından vazgeçiyor ama devlet yakasını bir türlü bırakmıyor ibretlik bir hikaye yaratmak için. Hayatı davalarla sürüp giderken ve 35 yıllık cezalardan bahsedilirken Aaron ne yazık ki bunlara daha fazla dayanamayıp 27 yaşında kendini asarak intihar ediyor.

Bu hafta sonu izlemek için çok güzel bir belgesel, buyrun:

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s