Kadınlar Günü reklamı için tüyolar

Benden yine dev hizmet.

Bir sonraki Kadınlar Günü’nde nasıl bir reklam yapacağız diye düşünmeyin! İşte o fikirler ayağınıza geldi.

Senelerdir izlediğim Kadınlar Günü reklamlarıyla bir sınıflandırma yapmak istedim. Maksat bir daha reklam filmi çekilecekse, kolaylık olsun.

Bunu bir reklam gurusu ya da tüketici olarak değil tamamen kadın gözlemlerimle yaptım.

Dilediğiniz başlığı seçerek kolayca uygulayabilirsiniz.

İşte o liste:

 

“O kadar güçlüyüm ki boks eldivenim var”

Kadının, eline boks eldivenini takmadan ya da yüksek şiddetli interval antrenman yapmadan, vücudundan kan, ter, gözyaşı çıkmadan güçlü olmadığını düşünüyorsanız, işte bu fikir tam size göre! Uygulaması çok kolay. Kadını, aslında ona ait olduğunu düşünmediğiniz bir alana, mmm… mesela spor salonuna, kum torbasının karşısına koyarsınız, kadın boks eldiveniyle dövüşür. Buradaki mesaj nettir: Güçlüyüm çünkü boks eldiveniyle dövüşüyorum.

Eğer klişelerden uzaklaşmak, biraz farklılaşmak isterseniz de kadın, ter su içinde şınav çekebilir. Çünkü bilirsiniz, şınav çeken kadınlar güçlüdür ;)))

 

Tır kullanan kadın

Toplumun kadına dair önyargılarının biraz altını çizip çılgınlaşmaya ne dersiniz? Mesela kamyon kullanan ya da pilot bir kadın gibi. Burada bu seçtiğiniz mesleklerin erkeğe atfedilmiş olduğunu yeniden ürettiğinize bakmayın. Sonuçta eleştiriyorsunuz.

 

“Benim kürt arkadaşlarım da var”

Eğer biz biraz daha geniş perspektiften bakalım derseniz, bu tarzı öneririm. Uygulaması çok kolay, “bizim kadın çalışanlarımız da var” diyeceksiniz. Ne varsa elinizde o an, hangi kadını gördüyseniz koridorda onları gösterin. Mümkünse aşçı, terzi falan olmasın. Baretli mühendis olabilir mesela, CEO olabilir… Çünkü bu mesleklerin de erkeğe atfedildiğinin altını bir kez de siz çizin ne olur ki yani… Ama inşaat işçisi ya da madenci olmaz. O ayarı iyi tutturmanız önemli.

“Karımı seviyorum, bulaşığını yıkıyorum”

Erkek üzerinden kadınlar günü kutlamak da çok güzel bir kafa, tavsiye ederim. Buradaki uygulama da basit: Erkekleri, kadına yardım ettiği için bir şekilde taltif etmeniz gerekiyor. Erkeği mesela eşine kahvaltı hazırlarken görebiliriz, evi süpürdüğünü ve hatta biliyorum çok çılgınca gelecek ama bulaşık makinesine bulaşık dizdiğini bile görebiliriz. Aslında olağan bir şeyi olağandışı bir şeymiş gibi gösterdiğinizi boşverin. Erkeğin bu gibi işleri yaptığını görmemiz için kadınlar gününü beklememiz de pek önemli değil. Siz senaryoya odaklanın, bakın bakalım iyi süpürüyor mu, eline yakışıyor mu?

“Bize kimse karışamaz, aklımı kimse dış görünüşümle ölçemez”

Sanıyorum son birkaç senedir en çok işleyen tür bu. Uygulaması ve insanları bir çatı altında toplaması kolay. Şöyle işliyor: Önce protest bir cümle atmanız lazım ortaya. Bunun gerçeklerle örtüşüp örtüşmemesine gerek yok. Mesela şu olsun “benim ojeme karışma”. Bunu bir manifestoyla anlatması lazım kızların. Kızlar ama mümkünse kilolu, makyajsız falan olmasın sakın. Hepsi çok güzel görünmeli. Agresif bir şekilde çıkışmaları lazım birilerine bu kızların. Kime bilmiyoruz. Ojesine kimsenin karışmasını istemiyorsa, ojesini sürmeye devam edebilir diye düşünme lütfen, senaryo böyle.

“Reklam için bulduğumuz birtakım araştırmalara göre”

Ay bu benim en sevdiğim tür. Verilerle konuşur. “Türkiye’de xx kadın işsiz, xx kadına iş verdik, xx kadın az para alıyor.” Kadının ne kadar mağdur olduğunu bağırarak kadının mağduriyetine son vermektir asıl amaç.

“İlk kadın sürücüler Suudi Arabistan’da trafiğe çıktı”

9 ay öncenin haberi. Bir reklamda, bir kadının, kendisine seçme ve seçilme hakkı verildiği için bunu bağırdığını görünce, bana, birkaç on yıl daha ileri gitseler 90’lara geçecekler izlenimini veren Suudi Arabistan’daki kadınları hatırlattı. Bu türü tavsiye etmiyorum. Çünkü bu türde biraz çılgın olmanız gerekiyor. Kadın ama bilimadamı oldu gibi… İnanılmaz değil mi?

“Kadın kadındır.”

Dille ilgili yanlışları düzeltelim reklamları. Bakın bunun örneği bir kez yapıldı, çok da güzel yapıldı ama hala taklitlerini yapabilirsiniz, işliyor. Çok da kolay. Adam geçen yerlerin üzerini çizip “birey” yapıyorsunuz. Mesela: kardan adam, değil kardan birey!!!!!!!!!!…. ya da çim adam değil “çim bireyi” gibi. Uygulaması bir hayli kolay.

“Kadınlarla ilgili özlü sözler”

Burada kadınlar için söylenen kısıtlayıcı cümleleri toparlayıp bunları dile getiriyorsunuz. Yine ve yeniden bu lafları gündeme getirdiğinize bakmayın. işe yarıyor. Bir örneği şöyle mesela, “kadın başına ne işin var dışarıda” diye bir cümle buluyorsunuz, sonra kadını dışarı koyuyorsunuz. Bakın işte dışarıda diyorsunuz. Çok kolay. Yapa yapa öğrenirsiniz.

 

Umarım bu bilgiler işinize yarar.

Toplum var oldukça her role üstlenen etiketler, sorumluluklar, sıfatlar, yükümlülükler de var olacak ne yazık ki. Biri kadının nasıl olması gerektiği konusunda ahkam kesecek, bir diğeri erkeğin. Biri anne şöyle olmalı derken öteki ama baba dediğin diye bir cümle kuracak. Asıl müslüman öyle olunmaz diyenler bir yanda dursun ateistlerin nasıl davranması gerektiğini söyleyenler de olacak. Bu rolleri çoğaltmak mümkün. Hepsiyle ilgili birileri nasıl olmaları gerektiği konusunda ahkam kesecek. Kadına özgü olduğunu düşünmüyorum.

Neredeyse tüm reklamları gömdükten sonra ne düşündüğümü ekleyeyim. Geçenlerde bir sosyoloji kitabına bakıyordum. Metinler aşırı eski, kaynaklar 40 yıl evveline falan dayanıyor. Bu bilgiler hala geçerli mi diye sorgularken, cinsiyet eşitliğiyle ilgili bölüme takıldım. Kaynaklar 70’li ve 80’li yıllara ait, daha yeni değiller. Ama şu an konuştuğumuz ne varsa aynılarını konuşuyorlar. O zamanlar bunları akademide konuşmanın ne kadar devrimsel olabileceğini tahmin edebiliyorum. Tam da ikinci dalganın sonraları. Şöyle diyor mesela: “her iki cinsin de yemek yapma yetisi var ama batı toplumları bunun kadının yapması gerektiğine karar vermiş. Her iki cins de bir uçak uçurabilir ama bu sadece erkeklere atfedilmiş”. Şimdi insan 40 yıl sonra burada yazılanların üzerine tek bir nokta koymadan hazırlanan ve kendini devrimci manifesto zanneden reklamları görünce haliyle üzülüyor. Hala nasıl aynı yerde olabiliriz?

Ben, kadın olarak, birilerinin beni boşluğa karşı savunmasını, üst perdeden erkeklere neyi ne şekilde yapmaları gerektiğini söylemesini ve beni yüceltmesini istemiyorum mesela. Sürekli altı çizilerek yeniden gündeme getirilen bu konunun da kadının ezik algısına hizmet ettiğine inanmakla birlikte herhangi bir kadının kadın olduğu için bilge, yüce ve benzeri sıfatlar olduğunu da kabul etmiyorum. Ne zaman ki bu bağıran kurum/kuruluşlar bir avukatın tecavüze uğrayıp öldürülen kadın için “bakire değilmiş” savunması yaptığında ses çıkarmaya başlıyor, sanırım kadını o zaman yüceltebileceklerini düşünüyorum.

Yani kadınları güçlü göstermek için ne kadar güçsüz olduklarını bağırmaktansa hiçbir şey yapmamak eşit olduğumuz anlamına geliyor zaten. Bence konuşmamız gereken zamanlarda susuyor, susmamız gereken zamanlarda konuşuyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s