Yalnızlığa tutunmayın çok

Yalnızlıkla ilgili güzel bir video paylaşıyorum aşağıda. Temelde, yalnızlığın ne olduğunu, neden yalnızken kötü hissettiğimizi ve kronik yalnızlıktan kurtulmak için neler yapabileceğimizden bahsediyor.

Tıpkı açlık gibi yalnızlık da bedensel bir fonksiyon aslında. Nasıl ki açlık fiziksel ihtiyaçlarımıza odaklanmamızı sağlıyor, yalnızlık hissi de sosyal ihtiyaçlarımıza dikkat etmemizi sağlıyor.

Sosyal ihtiyaçların bu kadar önemli olmasının nedeni tabii ki binlerce yıl öncesine, atalarımıza dayanıyor. İnsan, dünyadaki hayatına bir grup içerisinde başlıyor ve onlarla devam ediyor. Çünkü yalnız kalmak, gruptan ayrılmak ölüm anlamına geliyor. Bu yüzden atalarımız için hayatta kalmaya karşı en büyük tehdit aslanlar tarafından yenmek değil bulunduğu grubun sosyal ortamına ayak uyduramayıp dışlanmak oluyor. İşte bu durumu önlemek için de vücudumuz “sosyal acı”yı yaratıyor. Atalarımız bu acı sayesinde adapte olabilmiş, grupta varlığını sürdürebilmiş. Reddedilmenin neden bu kadar acıttığını daha iyi anlıyor musunuz? Tamamen ayrı düşmekle ilgili.

Sonra yalnızlık salgını başladı. Rönesansla birlikte birey olmak önem taşıdı ve sanayi devrimiyle bu hızlandı. İnsanlar bir komün halinde yaşadığı tarlalarını, köylerini bırakıp şehirlere geldi. Sonra ne oldu, 1985’te Amerika’da ortalama yakın arkadaş sayısı 3 iken 2011’de 2’ye düştü. Her ne kadar ellerimizde son model aletlerle, uzaydan falan bahsetsek de aslında bedenlerimiz ve zihinlerimiz temelde 50bin yıl önce olduğu gibi hala biyolojik olarak birbirimizle bağlantılı halde. Hala, içimizde bir yerlerde yalnızlığın ölümcül olduğunu biliyoruz.

Yalnızlık, obeziteden 2 kat ya da günde bir paket sigara kadar ölümcül. Fiziksel ve sosyal acı, beyinde ortak mekanizmaları kullanıyor bu yüzden sosyal acı tetiklendiği zaman kendini korumak için her yerde tehlike ve düşmanlık görmeye başlıyor. Dış dünyayı daha yanlış yorumluyor. Tüm bunlar da aslında fasit daire oluşturuyor ve bu döngüden çıkmak çok zaman alıyor.

Yalnızlığınız kronikleşmeden yapabilecekleriniz var ama. Mesela, kendinizi tanımaya vakit ayırın. Etraftakilerden uzak oturmak, arkadaşlarınız aradığında telefona cevap vermemek, davetleri reddetmek… Bunların hepsi yalnızlıkla ilgili. Eğer insanların sizi dışladığını düşündüğünüz bir noktaya gelirseniz diğerleri de buna göre hareket eder ve böylece dış dünya, gerçekten o şekle dönüşebilir. Bir bakın bakalım, meslektaşınızla yaşadığınız etkileşim gerçekten negatif miydi? yoksa nötr mü, hatta olumlu muydu? Etkileşimin asıl içeriği neydi? Diğer kişi ne demişti? Kötü bir şey mi söylemişti yoksa sözlerine ekstra bir anlam mı yüklediniz?

Yaptığımız şaşalı şeylerin hiçbiri temel biyolojik ihtiyacımız olan “bağ kurma”nın yerine geçemez veya karşılayamaz. Dünyamızı buna dayanarak inşa etmemiz gerekiyor.

Bir de korkulması gereken şey yalnızlık değil, herkes bunu hayatlarının belirli dönemlerinde yaşıyor, bu evrensel bir duygu. Kötü olanı, bunun kronikleşmesi. O yüzden o kısır döngüye girmeden engellememiz gerekiyor.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s