Ofis hayatının vazgeçilmezi: ayaküstü konuşmalar

Sabah yataktan kalkıyorsunuz, yüzünüzü yıkayıp üstünüzü giyinip servise ya da bir toplu taşımaya atlayıp işe gidiyorsunuz. İşe gidene kadar belki ağzınızı hiç açmıyorsunuz. Ama açasınız da yok. İşe geldiğinizde de o ayaküstü kısa konuşmalardan olabildiğince kaçınmak istiyorsunuz. Yapmayın. Çünkü araştırmalar gösteriyor ki bu ayaküstü kısa konuşmalar aslında iş hayatının vazgeçilmezi olacak kadar önemli. Bundan kaçınma sebeplerimiz çokça. Bazen saçma sapan bir şey söyleyeceğimizden korkuyoruz bazen de karşımızdakinin tavrından. Ama bu, hiç iyi değil. Örneğin iş görüşmeleri: İnsanlar, birilerini o işe uygun olduğunu düşündüğünden değil, o kişiyle birlikte çalışmayı istediğinden işe alıyor. Bunu da yapabilmek için iş görüşmelerinde küçük konuşmalar yapmak … Okumaya devam et Ofis hayatının vazgeçilmezi: ayaküstü konuşmalar

Ofis hayatından bizi yeni nesil kurtaracak

Birileri Gen Z için her şeyi kendinde hak gören tembeller diyedursun, bu, iş hayatını dönüştürmek için ilk adımları atanların onlar olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu yazıda Gen Z’nin iş hayatıyla ilgili tutum ve davranışları incelenmiş. Çok doğru ve isabetli bir yazı olmuş. Millennial’lar ve Gen Z makam ve mevki peşinde değiller. Daha insancıl şartlarda çalışmak peşindeler. Bu yüzden de aslında şu zamana kadar gelmiş olan alışkanlıkları değiştirmeye uğraşan sessiz savaşçılar. Boomer’lara rağmen. Bu zamana kadar bu blog içinde çokça araştırma paylaştım iş dışından çalışmanın efektifliği etkilememesine ilişkin. Hal böyle iken, yani esnek ve başka yerlerden çalışmanın performansı etkilemediği hatta iyileştirdiği konuşulurken … Okumaya devam et Ofis hayatından bizi yeni nesil kurtaracak