Ofis hayatının vazgeçilmezi: ayaküstü konuşmalar

Sabah yataktan kalkıyorsunuz, yüzünüzü yıkayıp üstünüzü giyinip servise ya da bir toplu taşımaya atlayıp işe gidiyorsunuz. İşe gidene kadar belki ağzınızı hiç açmıyorsunuz. Ama açasınız da yok. İşe geldiğinizde de o ayaküstü kısa konuşmalardan olabildiğince kaçınmak istiyorsunuz. Yapmayın.

Çünkü araştırmalar gösteriyor ki bu ayaküstü kısa konuşmalar aslında iş hayatının vazgeçilmezi olacak kadar önemli.

Bundan kaçınma sebeplerimiz çokça. Bazen saçma sapan bir şey söyleyeceğimizden korkuyoruz bazen de karşımızdakinin tavrından. Ama bu, hiç iyi değil.

Örneğin iş görüşmeleri: İnsanlar, birilerini o işe uygun olduğunu düşündüğünden değil, o kişiyle birlikte çalışmayı istediğinden işe alıyor. Bunu da yapabilmek için iş görüşmelerinde küçük konuşmalar yapmak gerekiyor. Ayrıca bazı durumlarda faydalı bile. Hem o küçük konuşmalarla gerginliğinizi aşabilirsiniz hem de kendinizi daha iyi anlatabilme fırsatı elde edebilirsiniz.

Sizi bu konuşmaya itebilecek birkaç düşünceden bahsedelim.

Unutmayın: Düşündüğünüzden daha sevilebilir birisiniz

2018’deki bir araştırmaya göre, insanlar, sohbet ettikleri insanların düşündüklerini ve onların olumlu hislerini genelde azımsıyorlar. Örneğin gidip biriyle konuştunuz ama uzun sessizlikler oldu ne diyeceğinizi bilemediniz ikiniz de. Yerinize geçip, “üf şunda da hiç sohbet yok he” diyor musunuz? Hayır. Genelde kendinizle ilgili kötü düşünüyorsunuz: “hiçbir şey diyemedim, ne saçma sohebt ettim” diye. Muhtemelen karşınızdaki kişi de aynı şekilde gidiyor yerine. Ama işte kendinizi böyle acımasızca yargılamanıza gerek yok. Tahmin ettiğinizden daha sevilebilirsiniz. “İnsanlar ne söylediğinizi hatırlamazlar, sizinleyken ne hissettiğini hatırlarlar”

Küçük bir planla uzun bir yol katedebilirsiniz

Eğer ayaküstü konuşmalar konusunda bir sıkıntı çekiyorsanız belki bununla ilgili bir strateji geliştirebilirsiniz. İlla ki kendinizle ilgili bir şey paylaşmanıza gerek yok ama yine de önemsediğiniz konularla ilgili bir konuyu gündeme getirebilirsiniz. Uzmanlık alanınız ya da bir kitapta, makalede gördüğünüz bir konu iyi bir başlangıç noktası olabilir.

“Naber? Senden naber?” döngüsünden çıkın

“Naber, iyi senden naber?” döngüsünden çıkmak için birinin bu döngüyü kırması gerekiyor. Dolayısıyla bu küçük sohbetlerde “iyiyim” derken mesela neden iyi olduğunuzu açıklayabilirsiniz. “İyiyim yeni bir x’e başladım çok eğlenceli. Duymuş muydun?” Gibi… Ya da “iyiyim, mutfakta yeni bir kahve yapmışlar ve çok iyi, denedin mi?”

Panik yapmayın, neredeyse bitmek üzere.

Bu ayaküstü sohbetler öyle uzun sürmüyor. Yani çok uzunca bir süre o muhabbeti ilerletmeye gerek yok. İstediğiniz yerde “şimdi yerime gidip şu işi yapmam lazım” diye yapmanız gereken bir işe referans verip gidebilirsiniz.

Sessiz kalma hakkınız da var, bazen.

Eğer kötü bir gün geçiriyorsanız ve konuşmak istemiyorsanız illa herkesle sohbet etmek zorunda değilsiniz – ki bu herkes için en iyisi.

Ufak bir not; bu konuşmaları tuvalette de yapabilirsiniz. Hatta birisi, yaptığı en iyi ayaküstü konuşmalardan birinin tuvalette geçtiğini söylüyor çünkü bu sayede birisi ona shake&fold yönteminden bahsetmiş.

Kaynak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s