Mum problemi ve motivasyon

Dan Pink, aşağıda linkini bıraktığım TED konuşmasında, bilimin bildiği ama iş dünyasının uygulamadığı motivasyon bilmecesini anlatıyor.

Şu yukarıda görmüş olduğunuz kare bir mum problemi. 1945 yılında Karl Duncker isimli bir psikolog tarafından yaratıldı.

Deney şu; insanları bir odaya sokuyorlar ve diyorlar ki “göreviniz mumu duvara masaya damlatmayacak şekilde tutturmak.”

Pek çok insan mumu duvara raptiye ile tutturmaya çalışıyor. Ama işe yaramıyor. 5-10 dk sonra pek çok insan çözümü buluyor. Kutuya baktığınızda sadece raptiyeleri tutacak bir araç görürsünüz. Ancak kutunun başka bir işlevi de olabilir, mumu tutacak bir platform. İşte şöyle:

Bu problemi kullanarak bir deney daha yapılıyor. Sam Glucksberg isimli bir bilim adamı denekleri alıyor ve diyor ki “Sürenizi ölçeceğim. Bu problemi ne kadar hızlı çözebilirsiniz?” Bir denek grubuna, ortalama olarak birinin böyle bir problemi ne kadar sürede çözdüğünü hesaplayacağım diyor. İkinci gruba ise ödüller sunuyor. Ne kadar hızlı çözerseniz, x kadar dolar.  

Şaşırtıcı bir sonuç elde ediyor; teşvik alan grup ortalama,üç buçuk dakika daha yavaş çözüyor. Bu deney yaklaşık 40 sene boyunca tekrarlanıyor ve hep aynı şey bulunuyor.

Keyfi motive ediciler,eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.Ama pek çok görevde işe yaramıyor veya zararlı oluyor.Bu sonuç sosyal bilimlerdeki en sağlam bulgulardan biri.Aynı zamanda en çok göz ardı edileni.

Bilim bunu derken iş hayatı bunu hiç dikkate almıyor diyor Pink. İnsanları motive ediş şeklimiz tamamen dışsal motive ediciler üzerine kurulu,havuçlar üstüne. Ama bu zamanın görevleri için bu iyi bir motive edici değil.

Ancak;

Glucksberg başka bir deney daha yapıyor. Bu kez problemi yukarıdaki gibi sunuyor. Sonrası aynı. Bir gruba ortalamayı ölçüyoruz diyor diğer gruba ödül veriyoruz. Bu sefer başka bir sonuç alınıyor: ödüllendirilen grup diğer grubun canına okuyor. Neden? Çünkü raptiyeler kutunun dışında iken çözümü görmek çok kolay

Bu da bizi şu noktaya getiriyor. Eğer işte basit kurallar ve gidilecek açık seçik bir hedef varsa ödüller dikkatimizi odaklamamızı ve zihnimizi yoğunlaştırmamızı sağlıyor. Yani kural tabanlı ve sol beyne yönelik iş -ki şu anda zaten bu işlerin çoğu otomatize edildi- yaparken ödüller işe yarıyor. Fakat sağ beyne yönelik olan, yaratıcı, kavramsal türde yetenekler için dışarıdan verilen bu gibi teşvikler işe yaramadığı gibi zararlı bile olabiliyor.

Bu yüzden diyor Pink, yepyeni bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Bu da içsel motivasyona dayanıyor. Bir şeyleri önemli olduğu için yapmaya, sevdiğimiz için, ilginç olduğu için yapmaya, önemli bir şeyin parçası olduğu için yapmaya. Ve kendisine göre, üç önemli öğeyi söylüyor: özerklik, ustalık ve amaç. Özerklik, kendi hayatımızı yönetme isteği. Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek. Amaç, bizden daha büyük olan bir şeyin hizmetinde bir şeyler gerçekleştirme ihtiyacı. Bunlar işimiz için yepyeni bir işletim sisteminin yapı taşları.

Bu deney dünyanın diğer ülkelerinde başka ülkeler tarafından da yaptırılıyor ve sonuç hiç şaşmıyor. Eğer iş dünyasının yaptığı ile bilim dünyasının bildiği arasındaki uyumsuzluğu düzeltirsek, eğer motivasyonumuzu, motivasyonla ilgili kavramlarımızı 21. yüzyıla taşırsak, bu tembel, tehlikeli havuç ve sopa ideolojisinden uzaklaşırsak, işlerimizi güçlendirebilir, pek çok mum problemini çözebilir ve belki de dünyayı değiştirebiliriz.

İşte o konuşma:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s