“Garip” biri olmak yaratıcılığı tetikliyor

John Hopkins Üniversitesi’nden Sharon Kim, yaratıcı kişilerin genelde ya yalnız ya da biraz asi kişiler olduğunu gözlemliyor. Sonra da bunu teorisini test etmeye karar veriyor. Yaptığı çalışmada dışlananlar dışlanmayanlara nazaran daha yaratıcı çizimler yapıyor. Fakat bu çalışmada bir şeyi görüyor, bu yaratıcılık avantajından yararlananlar, kendileriyle ilgili bağımsızlığını ilan edenlerde yani dahil olmadığını daha önce de hissetmişlerde ortaya çıkıyor. Çoğu insan için bu garip olma ya da dışlanma durumu çocukluklarında ortaya çıkıyor. Brown Üniversitesi psikiyatri profesörü Arnold Ludwig içinde Frida Kahlo, Jean-Paul Sartre ve John Lennon gibi isimlerin de olduğu 1000 kişinin hayatını inceliyor. Görüyor ki, bu yaratıcı sanatçılar ya da yazarlar çocukluklarında genelde tuhaf, acayip olarak tanımlanan çocuklarmış ve büyüdüklerinde de yetişkinler arasında “farklı” olarak görülüyorlarmış.

1962 yılındaki bir diğer çalışma, yaratıcı mimarların ailelerinin çok fazla gezdiğini ortaya koyuyor. Yani bu mimarlar çocukken sürekli yeni çevrelere giriyorlar ve ailelerine yabancılaşıyorlar. Yani çocukluklarında biraz daha yalnız hissediyorlar.

Sadece farklı bir çocuk olmak yaratıcı yapmıyor tabii ki. Kendi kültürlerinde tuhaf olarak nitelendirilmek de tetikliyor. Kansas Universitesi’nden Chris Crandall, toplumun daha kenarlarında yaşayan insanların yeni bir şey yaratma ya da sosyal normları değiştirmekte kendilerini daha özgür hissettiklerini söylüyor. Moda normları genelde aşağıdan yukarı gelir. Genelde toplumun kendileri hakkında ne düşündüğünü umursamayanlar daha rahat takılırlar. Ne olursa olsun, toplumun bir grubuna ait olmayanlar daha farklı düşünme konusunda daha iyi performans sergiliyorlar.

Houston Üniversitesi’nden Rodica Damian’ın ise, genelde normal olmayan tecrübeler yaşamanın yaratıcılığı tetiklediğini söylüyor. Magic mushroom yiyen insanların sonrasında bir kırılma yaşadıklarını söylüyor. Çünkü bir kere norm ve kuralları yıkacak bir şeyler deneyimlediğinizde onları yıkmaya daha açık oluyorsunuz diyor.

Meşhur Solomon Asch deneyinde, katılımcılardan biri hariç hepsi Asch’ın asistanıdır ve hepsi yanlış cevabı verir. Denekler ise yanlış da olsa gruba katılırlar. Deneklere neden katıldıkları sorulduğunda “garip” görünmemek için diye cevap veriyorlar. Fakat eğer asistanlardan bir kişi bile doğru cevabı verse, deneklerin doğru cevabı verme oranını %80 oranında artırıyor bu. Çünkü hiç değilse birlikte garip oluruz diye düşünüyorlar.

Ama işte araştırmalar da şunu gösteriyor ki, ne kadar çoğunluk olmaya başlarsa insan o kadar kapalı zihinli olmaya başlıyor.

Kaynak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s