Mutsuz olmanın faydaları

A woman crying

Birçok başlıkta mutlulukla ilgili konulara değindik ama bu kez farklı bir konuyla gelmek istedim.

Bu yazıda biraz mutsuz olmanın faydaları üzerinde duracağım.

Bunu yapmak nereden aklıma geldi. Wilhelm Schmid’in “Mutsuz Olmak, Bir yüreklendirme” adlı kitabından…

Burada bahsedeceğim her şey bu kitaptan altını çizdiğim yerlerden oluşuyor. Bir nevi, Schmid’in meramını anlatması diyebiliriz.

Önce şunu söyleyeyim, kitabı ilk elime aldım ve birkaç sayfa okuduğumda “ne diyo bu yaa” dedim. Yani nereye varılabilir ki mutluluğu övmeyin diyerek diye düşündüm. Ama sonra, okudukça mutluluk olayına biraz daha farklı bir pencereden baktığını gördüm. Kitap, mutsuz olun mutsuzluk süper bir şeyle ilgili değil, “hayat mutluluklardan da ibaret mutsuzluklardan da ibaret iniş çıkışlarıyla kabul edersek ancak doyurucu bir hayat yaşanabilir” bununla ilgili.

Mutluluğu herkesin kendi için arzuladığı bir hoşnutluk olarak tanımlayalım.

Yazar mutluluğun artık insanın bir ödevi haline geldiğinden yakınıyor aslında. Her yerde mutlulukla ilgili bir şeyler görüyoruz diyor. Böyle mutlu olursunuz, niçin daha mutlu değiliz, mutluluğa giden yol… Hatta Yale mutluluğun derslerini veriyor. Yani aslında bu yakınmasında çok haklı. Günümüzde bir mutluluk diktatörlüğü oluştuğunu söylüyor.

Kitabı yazma niyeti de, mutluluğun insan hayatındaki anlamını inkar etmek değil. Mutluluk önemli ama anlam daha önemli diyor.

Hepimiz, mutluluğu ulaşılması gereken bir hedef haline getirmişken ve sanki bunu bir challenge’mış gibi ortaya koyarken “asıl meydan okumak bu değil” diye buna karşı çıkıyor. Çünkü herkes biraz bilgi ve denemeyle mutlu olmayı başarabilir bir süreliğine de olsa. Bir challenge olacaksa, bu mutluluğa erişmek değil, mutsuzlukla baş etmek onu sindirmek ve ona dayanmak olmalıdır diyor.

Hayatın hep ikiliklerle dolu olduğunu görüyoruz. Wilhelm Schmid de bunu şöyle açıklıyor: Her hoşluğa eşlik eden bir nahoşluk vardır. İnsan kendini hoşluk haline ne denli bırakırsa karşı kutbun potansiyeli de yani o nahoşluk da o denli büyür. Mutluluğunu sağlığa bağlarsa, bir nezle bile onu mutsuz etmeye yetebilir.

Hayat sırf zevk almak için yaşanmaz. Her zaman keyfi yerinde olmak iyi bir hal değildir. Bizim nahoşluklara da ihtiyacımız var. Hazzı hissedilebilir kılan şeyler çünkü acılardır. Acıyı tanımazsak hazzın ne olduğunu nasıl bilebiliriz? En yoğun mutluluk anları acının dindiği anlar değil midir?

Arada bir hoşnut olmak iyidir güzeldir ama bu halde ısrar etmek bir sorundur. Çünkü bu halin değişikliğe ve iyileşmeye yol açtığı görülmemiştir. Hoşnutluk dediğimiz şey her türlü gelişmeye sekte vurur.

Kendinizi düşünün, mutlu olduğunuz zamanlarda mı düşünmeye, sorgulamaya, çözümler üretmeye yatkınsınız yoksa mutsuz olduğunuz zamanlarda mı? Rahatınız yerindeyken “ne olacak bu dünyanın hali?” diye düşündüğünüz az olmuştur.

Schmid Bey de onu diyor: İnsanların hayatlarına dair huzursuzluk duymaları için bir şeyin onları acıtması gerekir. İşte bunu mutsuzluğa borçluyuzdur. Madam Curie, Einstein, Galileo gibi kaşifler keşiflerini hoşnutluktan yapmamışlardır. İnsanlığın tarihinde meydana getirilmiş olan, hayranlık uyandırıcı ne varsa, bunların ancak küçük bir kısmı hoşnutluk eseridir. Yenilgiler, başarısızlıklar, kızgınlıklar kimsenin sevmediği duygular ama bu hoşnutsuzluk zamanlarına kapı açarlar.

Tabii stoacı filozoflara da dokunduruyor. Epiktetos’a laf çakıyor. Başımıza gelen değil de, onun hakkındaki kanaatimizdir canımızı sıkan düşüncesi için diyor ki her şeyi istediğiniz gibi anlamlandıramazsınız. Bardak bazen tamamen boştur. Vakitlice fark ederseniz ancak doldurabilirsiniz. Yarısını dolu görmeye çalışmak her zaman faydalı değil.  Olumsuz bir şey olduğunda, kimse ona gafil avlanmak istemez.  Mutsuzlar bir tehlikeyi, yanlışlığı, adaletsizliği mutlulardan daha çabuk fark ederler.

Mutlu bir ilişki değil, anlamlı bir ilişki isteyin diyor. Ancak o zaman uyumlu bir birlikteliğe sahip olabilirsiniz. İyi günde kötü günde diyoruz ya… kötü zamanlara gelindiğinde dibe çökmezsiniz o zaman, oradan nasıl çıkacağınızı bilebilirsiniz diyor. Çünkü mutlu olmakta bu kadar ısrar etme nedeni, anlam yoksunluğunun yol açtığı çaresizliğin işaretidir.

Mutsuzlukla savaşmak doğru değil diyor, mutsuzlukla birlikte yaşamayı öğrenmek doğru olan. Peki mutsuzlukla birlikte yaşamak için neler yapılabilir?

  • Müzik dinlemek ya da müzik yapmak.
  • Her türlü spor ya da hareket. İnsana kendi enerjisini hissettirir.
  • Alışkanlıkları önemlidir.
  • Doğayla yakın olmak.
  • Konuşabileceğiniz insanların olması.

Bunların hepsi mutsuzluğa dayanmanızı kolaylaştıran şeyler.

Mutsuz olmak insan olmanın bir imkanıdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s