Kadınlar Günü reklamı için tüyolar

Benden yine dev hizmet. Bir sonraki Kadınlar Günü’nde nasıl bir reklam yapacağız diye düşünmeyin! İşte o fikirler ayağınıza geldi. Senelerdir izlediğim Kadınlar Günü reklamlarıyla bir sınıflandırma yapmak istedim. Maksat bir daha reklam filmi çekilecekse, kolaylık olsun. Bunu bir reklam gurusu ya da tüketici olarak değil tamamen kadın gözlemlerimle yaptım. Gözlemlerim bile kadın yani. Erkek değil!!!! Dilediğiniz başlığı seçerek kolayca uygulayabilirsiniz. İşte o liste:   “O kadar güçlüyüm ki boks eldivenim var” Kadının, eline boks eldivenini takmadan ya da yüksek şiddetli interval antrenman yapmadan, vücudundan kan, ter, gözyaşı çıkmadan güçlü olmadığını düşünüyorsanız, işte bu fikir tam size göre! Uygulaması çok kolay. … Okumaya devam et Kadınlar Günü reklamı için tüyolar

Yeni diyet trendi: Diyet yapmamak

İşte aradığımız diyet bu. Diyet yapmadan diyet yapmak. 2016 yılında Molly Bahr adında biri “içgüdüsel beslenme” diye bir şey öğreniyor ve hayatını tamamen değiştiriyor. Sonra kendini bunu tanıtmaya adıyor. Buyrun instagram hesabı: https://www.instagram.com/mollybcounseling Önceleri, diyetlerle, kas geliştirmeyle, kalori saymayla instagram takipçilerine seslenirken, şimdiyse “kusura bakmayın, o zamanlar ne söylediysem hepsi yanlışmış” diyor. Belirli kısıtlamalarla yemek yiyen insanların aslında duygusal olarak iyi olmadığını görüyor. Aynı zamanda ani kilo vermelerle ya da yine aşırı kısıtlamayla verilen kiloların yeniden geri alındığını görünce de aslında bu gibi kısıtlamalı diyetlerin işe yaramadığını hatta insanlara zarar verdiğini bile söylüyor. Zaten insan evrimsel olarak ne zaman acıktığını … Okumaya devam et Yeni diyet trendi: Diyet yapmamak

Kim bu mutlu Türkler?

Hani çağımızın vebası geleceğe dair umutsuz olmaktı? Mutsuzduk hani hepimiz? Memnun değildik hayatlarımızdan, sıkışmış hissediyorduk? TÜİK Yaşam Memnuniyeti Araştırması öyle demiyor. Türkiye’de insanlar mutlu. Evet, geçen yıl %58 oranındaki mutluluk seviyesi bu yıl %53,4’e gerilese de yine de depresyonda olmadığımızı bu orandan rahatça görebiliriz. Ancak ve ancak %12 oranında bir mutsuz kitle varmış. Kalan %34 ise ne mutluyum diyor ne mutsuz… Öyle geçiriyor günlerini. Peki kim bu %12? Hemen söyleyeyim, twitter ve ekşi sözlük ahalisi. Eğitim öğretim hayatını bir şekilde atlatmış ama iş hayatında aradığını bulamamış millennial’lar. Çokça ülke görüp, o ülkelerdeki rahatlığın ve özgürlüğün hiçbir zaman bu topraklarda olabileceğine … Okumaya devam et Kim bu mutlu Türkler?

Uzun ama muazzam bir yazı olacak bu, mutluluğu arayanlar için. Profesör Laurie Santos ile tanışın. Kendisi Yale Üniversitesi’nin en çok konuşulan ve en popüler dersinin yaratıcısı: PSYC 157: Psikoloji ve İyi Hayat. Bu ders o kadar meşhur oldu ve o kadar talep gördü ki 1200’den fazla öğrenci bu derse kayıt oldu. Peki bu hoca neyi amaçlıyor? Öğrencilerinin mutlu olmasını. Eh bunu gören depresif ve mutsuz öğrenciler kendilerini hemen bu derste buldular. Daha önce de pozitif psikoloji dersleri vardı ama bu dersin onlardan farkı, davranışları değiştirmek üzerine. Yani mutluluğun bilimini anlatmıyor, mutluluğu pratiğe dökmeyi sağlıyor. İşte bu yazı da, o dersin … Okumaya devam et

Bırakın çocuklar sıkılsın

Bir çocuk sıkıldım deyince, ana babayı bir rahatsızlık alıveriyor. Hani yapacak onca şey varken çocuk sıkılıyorsa, onu eğlendirememiş, eğitememiş ya da boş bırakmış sayıyorlar kendilerini. O yüzden hemen bu can sıkıntısını savuşturmaya çalışıyorlar. Ama işte sıkılmak aslında öyle savuşturulacak bir şey değil, deneyimlenmesi gereken bir şey. Neden mi? E çünkü hayat çok mu eğlenceli? Çocuk sıkılmayı erken yaşta öğrensin ki, ileride karşılaşacağı milyon türlü sıkıcılıkla baş etmeyi öğrenebilsin. En basitinden okul, sıkıcı dersler… Hayatı boyunca kimse onu sürekli eğlendirmeyecek. GQ dergisinden biri mesela diyor ki, “Yaratıcılığı tetiklemekte, bir boş sayfa ya da boş bir yatak gibisi yok.” Salın gitsin yahu … Okumaya devam et Bırakın çocuklar sıkılsın

Neden herkes işini seviyor gibi yapıyor?

Durup bir düşünün bakalım beyaz yakalılar, hiç işe giderken “Thank God It’s Monday” dediniz mi? Sanmıyorum. Demek ki, jenerasyonunuza ihanet ediyorsunuz. Makale, çalışmanın son zamanlarda zevkli bir eylemmiş gibi gösterildiğini, herkesin “başarana kadar durma” gibi yapay mottolarla görünmez bir yarışın içerisinde olduğunu ve kişilerin ne kadar yorulduğunu ya da sömürüldüğünü fark edemediği bir zamanın içerisinde olduğumuzu söylüyor. Elon Musk çıkıyor bir tweet atıyor mesela; “kimse haftada 40 saat çalışarak dünyayı değiştirmedi”diye. Kaç saate ihtiyaç var, orası meçhul. Peki diye sorguluyor makalemiz, böylesine bir koşuşturma kültürü ile hemhal olan bir jenerasyonun bu kadar çalışması kime yarıyor? Patronlara tabii. Özellikle anlam arayışının … Okumaya devam et Neden herkes işini seviyor gibi yapıyor?

Bilgi, paylaştıkça değersizleşir mi?

  “Bilgi güçtür. Ancak her güç gibi, bilgiyi de sadece kendisi için saklamak isteyenler var.” Aaron Swartz Amerika’lı millennial’ların donuna kadar öğrenebildiğim bir sürü makale çıkıyor karşıma her gün. Ya da Amerika’daki çiftlerin neden boşandığını, alkol tüketiminin İngiltere’de gençler arasında neden azaldığını önüme çıkan bir makaleden öğrenebiliyorum. Bunları da ne bir araştırma şirketinin ne de bir istatistik kurumunun sayfalarından okuyorum. Hepsini abonelik istemeyen lifestyle yazılar yayımlayan dergilerin, gazetelerin sitelerinden okuyabiliyorum. Örneğin geçen yıldan bu yıla Amerika’da veganlık ne kadar artmış bunu bilebiliyorum, çünkü zaten kendileri bu bilgileri bir de video yapıp önümüze koyuyor. Sonra dönüyorum Türkiye’ye ait bir veri var … Okumaya devam et Bilgi, paylaştıkça değersizleşir mi?