Neden aşık oluyoruz ya?

Şu videoda çok güzel anlatıyor. Ben de aşağıda özetliyorum: Varlığı bir dert, yokluğu yara. Neden aşık oluyoruz sahi? Her şeyiyle güzel de bir yandan da yıkıcı, mahvedici değil mi? Yani insanoğlu kendini bile bile neden bu duygusal mengeneye sokuyor? Gerçekten buna ihtiyacımız var mı acaba? Buyrun bakalım filozoflar ne demiş aşkın amacı için: Platon: “Aşk bizi bütünleştirir, yeniden.” “Şölen” adlı eserinde bir akşam ziyafetini anlatır. Hikayede, Aristophanes misafirleri şöyle bir hikayeyle eğlendirir. Aslında insanlar önceden 2 kafalı 4 kollu 4 bacaklı yaratılmışlar da Tanrı’yı sinirlendirince Tanrı bunları ikiye bölmüş. Sonra da herkes o diğer yarısını aramaya başlamış. Dolayısıyla aşk, bizi … Okumaya devam et Neden aşık oluyoruz ya?

Yeni normale hoş geldiniz

Çok korkutucu bir makaleden sesleniyorum. Geçenlerde şöyle bir haber dolanıyordu gördüyseniz: Rusya’nın Pasifik kıyısında bulunan Vladivostok’tan ayrılan bir kargo gemisi, Süveyş Kanalı ve Cebelitarık’tan geçen alışıldık güney rotasını takip etmek yerine Kuzey Kutup Denizi üzerinden Almanya’daki Bremerhaven limanına yolculuk yapıyor. … Okumaya devam et Yeni normale hoş geldiniz

Motive olmak için psikologların bir fikri var!

Eğer bir hedefinizi gerçekleştirememiş, iş yerinde istediğiniz yere ulaşamamış ya da hedeflediğiniz kiloya gelememişseniz motive olmak için ne yaparsınız? Genelde bunları başarmış birilerinden tavsiye alırız. Fakat iki psikologun yaptığı araştırmaya göre motive olmak için tavsiye almaya değil, tavsiye vermeye ihtiyacımız varmış. Tavsiye verme eylemi her ne kadar tavsiyeyi veren kişiye yeni bir bilgi kazandırmasa da o tavsiyeyi veren kişinin özgüvenini yükseltiyor diye açıklıyorlar.  Yaptıkları araştırmalara dair rakamlar da var bu makalede, okuyabilirsiniz. Gerçekten de tavsiyeyi alanlardan çok daha motive olmuş hissetmişler tavsiyeyi verenler. Bir düşünün, aslında hiç spor yapmak istemiyorsunuz ama başka birine spor yapmasını salık veriyorsunuz. Kendinizi spor yapmak … Okumaya devam et Motive olmak için psikologların bir fikri var!

Fitness, dinin yerini mi dolduruyor?

Tüm röportaj harika, mutlaka okuyun derim yine. Ben kısmen özetleyeyim. Son yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Amerikalıların beşte biri herhangi bir dine ait saymıyorlar kendini. Ve yine araştırmalar gösteriyor ki, bu herhangi bir dine mensup olmayan kişiler herhangi bir şekilde bir din arayışında da değiller. Harvard Divinity School araştırmacılarından biri, gençler arasında aidiyet ve anlam bulma konularıyla ilgili bir araştırma yapıyor 2015 yılında. Bu çalışmada 100 organizasyona bakılıyor. Bu organizasyonlar da millennial’ların anlam bulma deneyimlerini gerçekleştirdiği yerler tabii. (Detaylı bilgi için şurası) Peki en çok öne çıkan mekan neresi oluyor dersiniz? Fitness sınıfları. Araştırmacı şöyle bir yere varıyor, aslında insanlar oraya … Okumaya devam et Fitness, dinin yerini mi dolduruyor?

Neden mutlu olamıyoruz?

Gün geçmiyor ki harika bir kitapla ve yazarının röportajıyla karşılaşmayalım. Buyrun. Bu röportaj “The Happiness Fantasy” adlı kitabın yazarı İsveçli araştırmacı Carl Cederström’e ait. Ben röportajın tamamını çeviremeyeceğim ama mutluluğa dair çok güzel tespitler, bilgiler var onları paylaşayım dedim. Şöyle bir şeyi savunuyor kitap: karşı kültüre ait birtakım değerler – özgürlük, sahicilik, serbestlik- bunlar tüketim ve üretim kültürünü devam ettiren kurumlar tarafından adapte edildi. Dolayısıyla da bizlere kalan daha az mutluluk oldu. Çünkü kitabın yazarına göre mutluluk aslında bireysel bir olgu olarak değil, etrafımızdaki dünyayla daha derinden bağlantı kurmayı teşvik eden kolektif bir proje olarak görülmeli. Mutluluk kişinin içsel özgürlüğü, … Okumaya devam et Neden mutlu olamıyoruz?

Başarılarınız tesadüf mü?

Bu his size tanıdık geliyor mu? Hani aslında sahip olduğunuz başarılar size ait değil de, tamamen bir tesadüf, şans eseri sizin olmuş. Sanki siz aslında layık değilmişsiniz gibi. Bunun bir adı varmış meğer “impostor sendromu”. Bu sendromdan muzdarip çok yetenekli ya da çok başarılı kişiler başkalarının da kendileri kadar yetenekli ve başarılı olduğunu düşünürmüş. Kendilerine yaptıkları asla yeterli gelmezmiş. Kendilerini sürekli birilerini kandırıyormuş gibi düşündüklerinden de fikirlerini öyle toplum içerisinde dile getiremezlermiş. Kendileri hakkındaki yorumları soramazlarmış korkudan. Eğer olumlu yorum alsalar bile yine de o başkalarını kandırıyormuş hissinden kurtulamıyorlarmış. Bu sendromdan kurtulmanın yolları da var tabii. Mesela bundan bahsetmek 🙂 … Okumaya devam et Başarılarınız tesadüf mü?

Don Draper’ın ölümü

Yine güzel olduğu kadar uzun bir makale ama kesinlikle okumaya değer. Don Draper’ın öldüğünü söylüyor makale kısaca. Eskiden yaratıcı bir endüstri olan reklamcılık şu anda algoritmalara dayalı veri odaklı bir iş. Öncelikle şunu söyleyeyim, makalenin tamamı aslında aşağı bıraktığım konuşmaya dayanıyor. O yüzden derim ki mutlaka bu konuşmayı izleyin. Çok farklı bir şey söylemiyor Scott Galloway konuşmasında aslında. Fakat 2016 yılında bugünleri görmesi kayda değer. “Bizim bildiğimiz reklamcılık artık öldü, artık herkes reklamsız üyeliklerle gelir sağlamaya çalışıyor dünya da buraya gidiyor” diyor. “Eğer geleneksel reklamcılıkla ilgili bir işiniz varsa çok geçmeden işinizin düşüşe geçeceğini göreceksiniz” diyor. Makale de bunları özetliyor. … Okumaya devam et Don Draper’ın ölümü