Anne olan bir kadının beyninde ne olur?

“Anne olmak, yaşadığın evde yeni bir odayı keşfetmek gibi” demiş Sarah Walker. Bu yazı da bu sözün doğruluğunu kanıtlarcasına her şeyin değiştiğinden bahsediyor. Bir kadında anne olduktan sonraki değişimlerin çoğu aslında nörolojik. Bir kadın doğum yapmasa bile hamilelik beyin yapısını kontrol ediyor. Yeni anne olmuş kadınlar gözlemlendiğinde, kadının davranışlarıyla onun refrontal korteksinde, orta beyininde, parietal loblarında ve diğer yerlerde olanların bağlantılı olduğu anlaşılıyor. Tüm bu değişiklikler bir kadını anne olmaya hazırlıyor. Anne beyninin haritasını çıkarmak, çoğu annenin neden anksiyeteyi ve depresyonu deneyimlediğini anlamamıza  da yardımcı oluyor. Annenin kontrol edemediği “Bebek nefes alıyor mu?”, “Doydu mu?” gibi düşünceler tamamen beyinde gerçekleşen … Okumaya devam et Anne olan bir kadının beyninde ne olur?

Meşgul olmak statü sembolü mü?

Sosyal bilimlere şöyle bir bakıp çıkanlar Veblen Bey’i ve onun meşhur “The Theory of the Leisure Class” (Aylak Sınıfın Teorisi) kitabını bilirler. Çok severim. Veblen Bey bu çalışmasında der ki, -aslında biraz sonradan görmelerden bahseder- zenginleştikçe insanlar statülerinin yükseldiğini boş zamanlarıyla göstermek isterler. Veblen Bey bu eserini yazalı 120 yıl oldu ve bakın neler değişti. Amerika’ya şöyle bir baktığımızda, artık boş zaman aktivitelerinin değil uzun saatler çalışmanın bir statü sembolü olarak görüldüğünü söyleyebiliyoruz. Columbia Business School’un pazarlama hocası Silvia Belleza en son bu meşguliyetin bir statü sembolü olarak görülmesiyle ilgili makale yayınlıyor. Makale burada. Bu yazı da Belleza ile röportajdan … Okumaya devam et Meşgul olmak statü sembolü mü?

Büyüdük ama yetişkin olduk mu?

Hayatını dış kaynaklar kullanarak devam ettiren yeni nesle bir soru: Kendiniz için hiçbir şey yapmazken gerçekten yetişkin olmuş sayılır mısınız? Bu sorunun kaynağı yazı şurada. Nedir yetişkinlik? Yani tam olarak ne zaman “yetişkin oldum” diyebiliyoruz? Birçok rivayet var ama en çok ilgi göreni hayatınızın kontrolünü elinize aldığınızda ve bir ebeveyne daha fazla ihtiyaç duymadığınızda. Öyle zamanlardayız ki, bir ihtiyacımız olduğunda, ona oturduğumuz yerden ulaşabiliyoruz. Hatta neye ihtiyacımız olduğunu düşünmemize bile fırsat bırakmayacak algoritmalar sunuyorlar bize. Biten her şeyin yerine yenisi geliyor. En çok ihtiyacımız olan ne ise o tespit ediliyor belirli aralıklarda geliyor. Yaşasın dış kaynaklar! Çamaşır mı yıkanacak hemen … Okumaya devam et Büyüdük ama yetişkin olduk mu?

Yalnızlığa tutunmayın çok

Yalnızlıkla ilgili güzel bir video paylaşıyorum aşağıda. Temelde, yalnızlığın ne olduğunu, neden yalnızken kötü hissettiğimizi ve kronik yalnızlıktan kurtulmak için neler yapabileceğimizden bahsediyor. Tıpkı açlık gibi yalnızlık da bedensel bir fonksiyon aslında. Nasıl ki açlık fiziksel ihtiyaçlarımıza odaklanmamızı sağlıyor, yalnızlık hissi de sosyal ihtiyaçlarımıza dikkat etmemizi sağlıyor. Sosyal ihtiyaçların bu kadar önemli olmasının nedeni tabii ki binlerce yıl öncesine, atalarımıza dayanıyor. İnsan, dünyadaki hayatına bir grup içerisinde başlıyor ve onlarla devam ediyor. Çünkü yalnız kalmak, gruptan ayrılmak ölüm anlamına geliyor. Bu yüzden atalarımız için hayatta kalmaya karşı en büyük tehdit aslanlar tarafından yenmek değil bulunduğu grubun sosyal ortamına ayak uyduramayıp … Okumaya devam et Yalnızlığa tutunmayın çok

Gen Z: Uysal, terbiyeli ama depresif, stresli.

Gen Z ile ilgili konuşmaya başladığımıza göre biz millennial’lar bundan sonra biraz rahata ereceğiz galiba. Yine verilerimiz Amerika’ya dayansa da dünya hakkında bir fikir vereceğini umuyorum bizlere. Bu zamana kadar yapılan araştırmalar, Gen Z’nin (yani 95 sonrası doğanlar) daha az haz peşinde koştuğunu, daha yalnız olduğunu ve daha iyi davranış biçimlerine sahip olduğunu söylüyor. Buyrun şuradaki yazıda alkol,uyuşturucu kullanımlarından tutun da, davranışlarının ne denli iyi olduğuna dair verileri görebilirsiniz. Aslında biraz sıkıcılar da diye açıklamışlar. Nedenleri ise çeşitli şekilde açıklanıyor. Örneğin, aile yaşamlarının değişmesi olabilir bir neden. Ailelerinin onlar üzerindeki harcamaları ve ilgisi sayesinde daha uysal bireyler oldular. Aileleriyle olan … Okumaya devam et Gen Z: Uysal, terbiyeli ama depresif, stresli.

İnsan etkileşimi artık bir lüks ürünü

Son zamanlarda en sık gördüğümüz şey tabii ki çevremizin ekranlarla çevrili olduğu. Ya da bir şekilde, robotikleştiği. Ama işte bu yazı  diyor ki, fiziksel deneyim yalnızca maddi geliri az olanlar için azalıyor.  Ekranlarla çevirili olan hayatlar, maddi geliri daha düşük olanlar. Zenginler hala çocuklarının legolarla uğraşmasının, teknoloji olmayan okullarda okumalarının ve doğayla iç içe hayat sürmelerinin kısacası ekranlardan uzak bir hayat sürmenin peşinde. Ya da akıllı telefon kullanmamak, sosyal medyadan uzaklaşmak hep statü sembolü haline geldi. Yani buradan şöyle bir yere gelebilir miyiz peki: İnsanla etkileşim lüks haline mi geldi? Luxury Institute CEO’su ( bu bir araştırma ve danışmanlık firmasıymış … Okumaya devam et İnsan etkileşimi artık bir lüks ürünü

Neden ofiste çalışmak kötü bir fikir?

Kanmayın efendim öyle hamaklı, şeker kutulu, masa tenisli ofislere. Ne olursa olsun, çalışanların masa başında konsantre olamama oranı 2008’den bu yana yüzde 16 artmış. Odaklanabileceğim bir yer bulamıyorum diyenlerin oranı ise yüzde 13 artmış. Kaynak. İnsanların odaklanacağı bir yer olsun da o ofisin ne kadar oyuncaklı olduğu önemli değil. Hatta bakın şu yazı, açık ofislerin yönetimsel olarak yapılmış en ahmakça şey olduğunu ileri sürüyor.  İşte bu yüzden de neyi öneriyor bir sürü araştırma: “Uzaktan çalışmayı”   Uzaktan çalışmanın verimliliği artırdığına yönelik birçok araştırmadan gelin birkaçına bakalım: 1- Verimlilik / üretkenlik: Yapılan bir araştırma çalışanların %65’inin uzaktan çalışmayla verimliliğini artırabileceğini %86’sı … Okumaya devam et Neden ofiste çalışmak kötü bir fikir?