Aşık olma soruları

Bundan yıllar önce bir yazı okumuştum ve o günden beri o yazıda yazılanları bir türlü aklımdan çıkaramadım. Hiç denemedim ama hep denemek geçti aklımdan. 2015 yılında yazılan yazıda bahsedilen konu, Arthur Aron adlı bir psikoloğun 2 yabancı birbirine aşık etmesi üzerineydi. Gerçekten şu journal’da bulabileceğiniz Aron’ın yaptığı bu araştırma, birbirini tanımayan iki insan arasında yakınlık doğuran bir soru listesinden oluşuyor. New York Times yazarı da bunu deneyimlemiş ve doğru olduğunu söylüyordu temelde. Ben bir türlü ne bu listeyi ne de bu listenin işe yarayıp yaramayacağı sorusunu aklımdan çıkarabildim. Bu 36 tane soruyu karşılıklı iki kişi yaklaşık bir saatlik bir zaman … Okumaya devam et Aşık olma soruları

Çocuklara yanlış tavsiyeler veriyoruz

Tabii ki her ebeveyn çocuğunun hayatta başarılı olmasını ister. Bunun için de genelde çocuklarına inandıkları doğruları, davranış biçimlerini söylerler. Ama işte bu davranış biçimleri aslında kısa vadede doğru olsa da, uzun vadede tükenmiş bir gençliğin oluşmasına neden olabiliyor. Bakın çocuklarınıza, mutlu bir hayat için hangi tavsiyeler yerine hangileri vermelisiniz, Stanford Üniversitesi hocası açıklıyor.   Çocuklara söylenen: Geleceğe odaklan. Gözün ödülde olsun. Söylenmesi gereken: Anı yaşa. Zihnimiz anda kalamıyor sürekli ne yazık ki. Ya geçmiş pişmanlıklarıyla ya da gelecek endişeleriyle dolu oluyor. Bu yüzden de olumsuz duygularla çevriliyiz. İşte bu yüzden çocuklara anda kalmanın öneminden bahsetmek gerekir. Eğer çocuklar, anda kalmayı … Okumaya devam et Çocuklara yanlış tavsiyeler veriyoruz

Başarı ve mutluluğa dair reçete

Mutluluğa dair şu kadar yazı okuyorsam, o yazıların içinde mutlaka geçen 2 konu var. Biri, şu yazıda yazdığım 75.000 doların mutluluk eşiği olması. Yani yıllık 75.000 dolara kadar para sizi mutlu ediyor ama sonrasında kazandığınızın mutluluğa bir etkisi yok konusu. İkinci konu da, Harvard’da 79 yılda 724 erkek üzerinde yapılan mutluluk araştırması sonuçları. Bu yazıda ikincisini yazmak istedim ki, hepimiz bilelim. Aşağıya konuyla ilgili olan TED konuşmasını bırakıyorum. Zaten Google’da mutluluğa dair bir reçete arıyorsanız, mutlaka tavsiye olarak karşınıza çıkacaktır. Genelde toplum iyi bir hayat yaşamanın çalışkan ya da zengin olmaktan geçtiğini söyler bize. Ama aslında 79 yılda 724 erkek … Okumaya devam et Başarı ve mutluluğa dair reçete

Anne olan bir kadının beyninde ne olur?

“Anne olmak, yaşadığın evde yeni bir odayı keşfetmek gibi” demiş Sarah Walker. Bu yazı da bu sözün doğruluğunu kanıtlarcasına her şeyin değiştiğinden bahsediyor. Bir kadında anne olduktan sonraki değişimlerin çoğu aslında nörolojik. Bir kadın doğum yapmasa bile hamilelik beyin yapısını kontrol ediyor. Yeni anne olmuş kadınlar gözlemlendiğinde, kadının davranışlarıyla onun refrontal korteksinde, orta beyininde, parietal loblarında ve diğer yerlerde olanların bağlantılı olduğu anlaşılıyor. Tüm bu değişiklikler bir kadını anne olmaya hazırlıyor. Anne beyninin haritasını çıkarmak, çoğu annenin neden anksiyeteyi ve depresyonu deneyimlediğini anlamamıza  da yardımcı oluyor. Annenin kontrol edemediği “Bebek nefes alıyor mu?”, “Doydu mu?” gibi düşünceler tamamen beyinde gerçekleşen … Okumaya devam et Anne olan bir kadının beyninde ne olur?

Meşgul olmak statü sembolü mü?

Sosyal bilimlere şöyle bir bakıp çıkanlar Veblen Bey’i ve onun meşhur “The Theory of the Leisure Class” (Aylak Sınıfın Teorisi) kitabını bilirler. Çok severim. Veblen Bey bu çalışmasında der ki, -aslında biraz sonradan görmelerden bahseder- zenginleştikçe insanlar statülerinin yükseldiğini boş zamanlarıyla göstermek isterler. Veblen Bey bu eserini yazalı 120 yıl oldu ve bakın neler değişti. Amerika’ya şöyle bir baktığımızda, artık boş zaman aktivitelerinin değil uzun saatler çalışmanın bir statü sembolü olarak görüldüğünü söyleyebiliyoruz. Columbia Business School’un pazarlama hocası Silvia Belleza en son bu meşguliyetin bir statü sembolü olarak görülmesiyle ilgili makale yayınlıyor. Makale burada. Bu yazı da Belleza ile röportajdan … Okumaya devam et Meşgul olmak statü sembolü mü?

Büyüdük ama yetişkin olduk mu?

Hayatını dış kaynaklar kullanarak devam ettiren yeni nesle bir soru: Kendiniz için hiçbir şey yapmazken gerçekten yetişkin olmuş sayılır mısınız? Bu sorunun kaynağı yazı şurada. Nedir yetişkinlik? Yani tam olarak ne zaman “yetişkin oldum” diyebiliyoruz? Birçok rivayet var ama en çok ilgi göreni hayatınızın kontrolünü elinize aldığınızda ve bir ebeveyne daha fazla ihtiyaç duymadığınızda. Öyle zamanlardayız ki, bir ihtiyacımız olduğunda, ona oturduğumuz yerden ulaşabiliyoruz. Hatta neye ihtiyacımız olduğunu düşünmemize bile fırsat bırakmayacak algoritmalar sunuyorlar bize. Biten her şeyin yerine yenisi geliyor. En çok ihtiyacımız olan ne ise o tespit ediliyor belirli aralıklarda geliyor. Yaşasın dış kaynaklar! Çamaşır mı yıkanacak hemen … Okumaya devam et Büyüdük ama yetişkin olduk mu?

Yalnızlığa tutunmayın çok

Yalnızlıkla ilgili güzel bir video paylaşıyorum aşağıda. Temelde, yalnızlığın ne olduğunu, neden yalnızken kötü hissettiğimizi ve kronik yalnızlıktan kurtulmak için neler yapabileceğimizden bahsediyor. Tıpkı açlık gibi yalnızlık da bedensel bir fonksiyon aslında. Nasıl ki açlık fiziksel ihtiyaçlarımıza odaklanmamızı sağlıyor, yalnızlık hissi de sosyal ihtiyaçlarımıza dikkat etmemizi sağlıyor. Sosyal ihtiyaçların bu kadar önemli olmasının nedeni tabii ki binlerce yıl öncesine, atalarımıza dayanıyor. İnsan, dünyadaki hayatına bir grup içerisinde başlıyor ve onlarla devam ediyor. Çünkü yalnız kalmak, gruptan ayrılmak ölüm anlamına geliyor. Bu yüzden atalarımız için hayatta kalmaya karşı en büyük tehdit aslanlar tarafından yenmek değil bulunduğu grubun sosyal ortamına ayak uyduramayıp … Okumaya devam et Yalnızlığa tutunmayın çok