Neden mutlu olamıyoruz?

Gün geçmiyor ki harika bir kitapla ve yazarının röportajıyla karşılaşmayalım. Buyrun. Bu röportaj “The Happiness Fantasy” adlı kitabın yazarı İsveçli araştırmacı Carl Cederström’e ait. Ben röportajın tamamını çeviremeyeceğim ama mutluluğa dair çok güzel tespitler, bilgiler var onları paylaşayım dedim. Şöyle bir şeyi savunuyor kitap: karşı kültüre ait birtakım değerler – özgürlük, sahicilik, serbestlik- bunlar tüketim ve üretim kültürünü devam ettiren kurumlar tarafından adapte edildi. Dolayısıyla da bizlere kalan daha az mutluluk oldu. Çünkü kitabın yazarına göre mutluluk aslında bireysel bir olgu olarak değil, etrafımızdaki dünyayla daha derinden bağlantı kurmayı teşvik eden kolektif bir proje olarak görülmeli. Mutluluk kişinin içsel özgürlüğü, … Okumaya devam et Neden mutlu olamıyoruz?

Başarılarınız tesadüf mü?

Bu his size tanıdık geliyor mu? Hani aslında sahip olduğunuz başarılar size ait değil de, tamamen bir tesadüf, şans eseri sizin olmuş. Sanki siz aslında layık değilmişsiniz gibi. Bunun bir adı varmış meğer “impostor sendromu”. Bu sendromdan muzdarip çok yetenekli ya da çok başarılı kişiler başkalarının da kendileri kadar yetenekli ve başarılı olduğunu düşünürmüş. Kendilerine yaptıkları asla yeterli gelmezmiş. Kendilerini sürekli birilerini kandırıyormuş gibi düşündüklerinden de fikirlerini öyle toplum içerisinde dile getiremezlermiş. Kendileri hakkındaki yorumları soramazlarmış korkudan. Eğer olumlu yorum alsalar bile yine de o başkalarını kandırıyormuş hissinden kurtulamıyorlarmış. Bu sendromdan kurtulmanın yolları da var tabii. Mesela bundan bahsetmek 🙂 … Okumaya devam et Başarılarınız tesadüf mü?

Don Draper’ın ölümü

Yine güzel olduğu kadar uzun bir makale ama kesinlikle okumaya değer. Don Draper’ın öldüğünü söylüyor makale kısaca. Eskiden yaratıcı bir endüstri olan reklamcılık şu anda algoritmalara dayalı veri odaklı bir iş. Öncelikle şunu söyleyeyim, makalenin tamamı aslında aşağı bıraktığım konuşmaya dayanıyor. O yüzden derim ki mutlaka bu konuşmayı izleyin. Çok farklı bir şey söylemiyor Scott Galloway konuşmasında aslında. Fakat 2016 yılında bugünleri görmesi kayda değer. “Bizim bildiğimiz reklamcılık artık öldü, artık herkes reklamsız üyeliklerle gelir sağlamaya çalışıyor dünya da buraya gidiyor” diyor. “Eğer geleneksel reklamcılıkla ilgili bir işiniz varsa çok geçmeden işinizin düşüşe geçeceğini göreceksiniz” diyor. Makale de bunları özetliyor. … Okumaya devam et Don Draper’ın ölümü

Her gün şikayet ederseniz, her gün şikayet edersiniz.

Şu makaleyi okuduğumdan beri değiştim sanırım. Şunları diyor: İnsan beyni çok acayip. Oyun hamuru gibi şekillendirebiliyorsun. Dr. Michael Merzenich -kendisi dünyanın en tanınmış nörobilimcisi –  düşüncelerimizle beynimizdeki yapısal ilişkiyi kanıtlıyor. Yani şöyle, deneyimler, inançlar, düşünceler, alışkanlıklar beynimizin kendi bağlarını oluşturmasını etkiliyor. Daha da spesifik olmak gerekirse, sürekli şikayet eden, hiçbir şeyden tatmin olmayan negatif insanların bunu alışkanlık haline getirdiklerinde, yani tekrarladıklarında düşünce yapısını değiştirdiğini değişen düşünce yapısının da değişen inançlara yol açtığını söylüyor. Tüm öğrenmenin anası, tekrarlama. İşte şikayet ederek tekrar tekrar negatife odaklandığımızda, negatiflikten sorumlu olan nöronları ateşliyoruz aslında. Bildiğiniz kısır döngü. Tekrar ederek olumsuz davranışlar geliştiriyoruz olumsuz davranışlar … Okumaya devam et Her gün şikayet ederseniz, her gün şikayet edersiniz.

Ne demek kütüphaneleri kaldıralım?

Okurum diye sonralara bıraktığım makalede meğer bir tartışma varmış ve ben onu kaçırmışım. Tartışma şu; çok sevdiğimiz Forbes, Panos Mourdoukoutas adlı beyfendinin bir makalesini yayınlıyor. Sonra da bu makaleyi kaldırıyor sayfasından çünkü çok tepki alıyor. Bu kadar tepki toplayan makalenin konusu şu ki, bu beyfendi – ki kendisi dünya ekonomisinde uzmanlığı olan bir profesör – diyor ki kütüphaneler vergi verenlerin parasını boşuna çar çur eden yerler bu yüzden Amazon dükkanlarıyla değişmeli artık. Amazon Should Replace Local Libraries to Save Taxpayers Money via @forbes https://t.co/weDGYAqjTS — Panos Mourdoukoutas (@PMourdoukoutas) July 21, 2018 Tabii hal böyle olunca Forbes, onun uzmanlık alanına girmiyor … Okumaya devam et Ne demek kütüphaneleri kaldıralım?

Bir annenin favori çocuğu olabilir mi?

Olamaz gibi geliyor bana. Ama işte birileri durmamış ve anne çocuk arasındaki bu en favori kim olayını araştırmışlar. Buyrun makale. 65-75 yaş arasındaki ve en az 2 tane yetişkin çocuğu olan anneler üzerinde yapmışlar bu araştırmayı.  Bir sürü soru sormuşlar annelere “hangi çocuğun kişisel bir problemiyle ilgili konuşmaya meyilli?” “hangi çocuğuna duygusal olarak daha yakın hissediyorsun” “hangisiyle daha fazla gurur duyuyorsun” gibi. Sonra da gidip çocuklarına sormuşlar “annen sence hangi çocuğuna daha fazla duygusal olarak yakın hissediyor” vb gibi. Bu soruların neticesinde de favori çocuğu bulduklarını iddia etmişler. Genelde, kız çocukları oğlan çocuklarına tercih ediliyormuş. En son doğanlar da ilk … Okumaya devam et Bir annenin favori çocuğu olabilir mi?

Güneş’e dokunacağız!

Ya işte sonunda insanlık Güneş’e gidiyor! Hem de 1 hafta içinde ya. 11 Ağustos’ta!  Parker Güneş sondası (Parker Solar Probe) Güneş hakkında bildiklerimizi değiştirecek belki. Düşünsenize, Dünya üzerinde neredeyse tüm canlılık Güneş’ten gelen ışık ve enerji sayesinde hayatına devam ediyor ve biz daha ona hiç yaklaşamamıştık bile. Şimdi bu Parker ne yapacak peki? Gerçekten neredeyse dokunacak kadar yaklaşacak. Aynen öyle. Azıcık yaklaşıp sonra hemen uzaklaşacak şekilde tasarlanmış. 7 yıl içerisinde 7 kez Venüs’ün kütle çekim kuvvetiyle sapan etkisi yaparak Güneş’e her seferinde biraz daha yaklaşacak. Yaklaşık 6 milyon km kadar. Evet yanlış duymadınız. Bu yüzden araçta ekstrem mühendislik teknikleri kullanıldı. … Okumaya devam et Güneş’e dokunacağız!