Çalışan annelerin çocukları da mutlu!

Hemen hemen her hamile olup çalışan kadının soru işaretidir doğum izni bitince işe dönme konusu. Hem maddi sebeplerden ötürü hem de annelikten doğan suçluluk hissiyle. “Acaba çocuktan ayrı geçirilen zamanlar onu yetişkin olduğunda da etkileyecek mi?” Herkesin içi rahatlayabilir. İmdadımıza yine bir Harvard’lı araştırmacı yetişiyor. Çalışan annelerin çocuklarıyla, evde duran annelerin çocuklarının mutlulukları üzerine bir araştırma yapıyor. Ve sonuca göre, çalışan annelerin çocukları da evde duran annelerin çocukları kadar mutlu yetişiyor. Yani çalışan bir anne olup olmadığınız çocuğunuzun en sonunda erişeceği mutluluğun bir belirleyicisi değil. Bu araştırmayı yapan hanımefendi Kathleen McGinn, Harvard Business School hocası, 10 yıl süren, 29 ülkede … Okumaya devam et Çalışan annelerin çocukları da mutlu!

Aşık olma soruları

Bundan yıllar önce bir yazı okumuştum ve o günden beri o yazıda yazılanları bir türlü aklımdan çıkaramadım. Hiç denemedim ama hep denemek geçti aklımdan. 2015 yılında yazılan yazıda bahsedilen konu, Arthur Aron adlı bir psikoloğun 2 yabancı birbirine aşık etmesi üzerineydi. Gerçekten şu journal’da bulabileceğiniz Aron’ın yaptığı bu araştırma, birbirini tanımayan iki insan arasında yakınlık doğuran bir soru listesinden oluşuyor. New York Times yazarı da bunu deneyimlemiş ve doğru olduğunu söylüyordu temelde. Ben bir türlü ne bu listeyi ne de bu listenin işe yarayıp yaramayacağı sorusunu aklımdan çıkarabildim. Bu 36 tane soruyu karşılıklı iki kişi yaklaşık bir saatlik bir zaman … Okumaya devam et Aşık olma soruları

Başarı ve mutluluğa dair reçete

Mutluluğa dair şu kadar yazı okuyorsam, o yazıların içinde mutlaka geçen 2 konu var. Biri, şu yazıda yazdığım 75.000 doların mutluluk eşiği olması. Yani yıllık 75.000 dolara kadar para sizi mutlu ediyor ama sonrasında kazandığınızın mutluluğa bir etkisi yok konusu. İkinci konu da, Harvard’da 79 yılda 724 erkek üzerinde yapılan mutluluk araştırması sonuçları. Bu yazıda ikincisini yazmak istedim ki, hepimiz bilelim. Aşağıya konuyla ilgili olan TED konuşmasını bırakıyorum. Zaten Google’da mutluluğa dair bir reçete arıyorsanız, mutlaka tavsiye olarak karşınıza çıkacaktır. Genelde toplum iyi bir hayat yaşamanın çalışkan ya da zengin olmaktan geçtiğini söyler bize. Ama aslında 79 yılda 724 erkek … Okumaya devam et Başarı ve mutluluğa dair reçete

Anne olan bir kadının beyninde ne olur?

“Anne olmak, yaşadığın evde yeni bir odayı keşfetmek gibi” demiş Sarah Walker. Bu yazı da bu sözün doğruluğunu kanıtlarcasına her şeyin değiştiğinden bahsediyor. Bir kadında anne olduktan sonraki değişimlerin çoğu aslında nörolojik. Bir kadın doğum yapmasa bile hamilelik beyin yapısını kontrol ediyor. Yeni anne olmuş kadınlar gözlemlendiğinde, kadının davranışlarıyla onun refrontal korteksinde, orta beyininde, parietal loblarında ve diğer yerlerde olanların bağlantılı olduğu anlaşılıyor. Tüm bu değişiklikler bir kadını anne olmaya hazırlıyor. Anne beyninin haritasını çıkarmak, çoğu annenin neden anksiyeteyi ve depresyonu deneyimlediğini anlamamıza  da yardımcı oluyor. Annenin kontrol edemediği “Bebek nefes alıyor mu?”, “Doydu mu?” gibi düşünceler tamamen beyinde gerçekleşen … Okumaya devam et Anne olan bir kadının beyninde ne olur?

Meşgul olmak statü sembolü mü?

Sosyal bilimlere şöyle bir bakıp çıkanlar Veblen Bey’i ve onun meşhur “The Theory of the Leisure Class” (Aylak Sınıfın Teorisi) kitabını bilirler. Çok severim. Veblen Bey bu çalışmasında der ki, -aslında biraz sonradan görmelerden bahseder- zenginleştikçe insanlar statülerinin yükseldiğini boş zamanlarıyla göstermek isterler. Veblen Bey bu eserini yazalı 120 yıl oldu ve bakın neler değişti. Amerika’ya şöyle bir baktığımızda, artık boş zaman aktivitelerinin değil uzun saatler çalışmanın bir statü sembolü olarak görüldüğünü söyleyebiliyoruz. Columbia Business School’un pazarlama hocası Silvia Belleza en son bu meşguliyetin bir statü sembolü olarak görülmesiyle ilgili makale yayınlıyor. Makale burada. Bu yazı da Belleza ile röportajdan … Okumaya devam et Meşgul olmak statü sembolü mü?

Bilgi, paylaştıkça değersizleşir mi?

  “Bilgi güçtür. Ancak her güç gibi, bilgiyi de sadece kendisi için saklamak isteyenler var.” Aaron Swartz Amerika’lı millennial’ların donuna kadar öğrenebildiğim bir sürü makale çıkıyor karşıma her gün. Ya da Amerika’daki çiftlerin neden boşandığını, alkol tüketiminin İngiltere’de gençler arasında neden azaldığını önüme çıkan bir makaleden öğrenebiliyorum. Bunları da ne bir araştırma şirketinin ne de bir istatistik kurumunun sayfalarından okuyorum. Hepsini abonelik istemeyen lifestyle yazılar yayımlayan dergilerin, gazetelerin sitelerinden okuyabiliyorum. Örneğin geçen yıldan bu yıla Amerika’da veganlık ne kadar artmış bunu bilebiliyorum, çünkü zaten kendileri bu bilgileri bir de video yapıp önümüze koyuyor. Sonra dönüyorum Türkiye’ye ait bir veri var … Okumaya devam et Bilgi, paylaştıkça değersizleşir mi?

Motive olmak için psikologların bir fikri var!

Eğer bir hedefinizi gerçekleştirememiş, iş yerinde istediğiniz yere ulaşamamış ya da hedeflediğiniz kiloya gelememişseniz motive olmak için ne yaparsınız? Genelde bunları başarmış birilerinden tavsiye alırız. Fakat iki psikologun yaptığı araştırmaya göre motive olmak için tavsiye almaya değil, tavsiye vermeye ihtiyacımız varmış. Tavsiye verme eylemi her ne kadar tavsiyeyi veren kişiye yeni bir bilgi kazandırmasa da o tavsiyeyi veren kişinin özgüvenini yükseltiyor diye açıklıyorlar.  Yaptıkları araştırmalara dair rakamlar da var bu makalede, okuyabilirsiniz. Gerçekten de tavsiyeyi alanlardan çok daha motive olmuş hissetmişler tavsiyeyi verenler. Bir düşünün, aslında hiç spor yapmak istemiyorsunuz ama başka birine spor yapmasını salık veriyorsunuz. Kendinizi spor yapmak … Okumaya devam et Motive olmak için psikologların bir fikri var!

Fitness, dinin yerini mi dolduruyor?

Tüm röportaj harika, mutlaka okuyun derim yine. Ben kısmen özetleyeyim. Son yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Amerikalıların beşte biri herhangi bir dine ait saymıyorlar kendini. Ve yine araştırmalar gösteriyor ki, bu herhangi bir dine mensup olmayan kişiler herhangi bir şekilde bir din arayışında da değiller. Harvard Divinity School araştırmacılarından biri, gençler arasında aidiyet ve anlam bulma konularıyla ilgili bir araştırma yapıyor 2015 yılında. Bu çalışmada 100 organizasyona bakılıyor. Bu organizasyonlar da millennial’ların anlam bulma deneyimlerini gerçekleştirdiği yerler tabii. (Detaylı bilgi için şurası) Peki en çok öne çıkan mekan neresi oluyor dersiniz? Fitness sınıfları. Araştırmacı şöyle bir yere varıyor, aslında insanlar oraya … Okumaya devam et Fitness, dinin yerini mi dolduruyor?

Her gün şikayet ederseniz, her gün şikayet edersiniz.

Şu makaleyi okuduğumdan beri değiştim sanırım. Şunları diyor: İnsan beyni çok acayip. Oyun hamuru gibi şekillendirebiliyorsun. Dr. Michael Merzenich -kendisi dünyanın en tanınmış nörobilimcisi –  düşüncelerimizle beynimizdeki yapısal ilişkiyi kanıtlıyor. Yani şöyle, deneyimler, inançlar, düşünceler, alışkanlıklar beynimizin kendi bağlarını oluşturmasını etkiliyor. Daha da spesifik olmak gerekirse, sürekli şikayet eden, hiçbir şeyden tatmin olmayan negatif insanların bunu alışkanlık haline getirdiklerinde, yani tekrarladıklarında düşünce yapısını değiştirdiğini değişen düşünce yapısının da değişen inançlara yol açtığını söylüyor. Tüm öğrenmenin anası, tekrarlama. İşte şikayet ederek tekrar tekrar negatife odaklandığımızda, negatiflikten sorumlu olan nöronları ateşliyoruz aslında. Bildiğiniz kısır döngü. Tekrar ederek olumsuz davranışlar geliştiriyoruz olumsuz davranışlar … Okumaya devam et Her gün şikayet ederseniz, her gün şikayet edersiniz.

Kids of working moms are all fine.

A Harvard researcher studied the happiness of kids of working moms compared to stay-at-home moms. She found they end up just as happy as adults as the children of moms who stayed home. Kids of stay-at-home moms grow up to be happy, too. All told, it’s not better or worse for your child’s eventual happiness if you work or not. In the surveys, both daughters and sons were asked about their overall life satisfaction. Whether their moms stayed at home or worked, all reported being just as happy. Yet women are still socialized to believe they are hurting their children by going … Okumaya devam et Kids of working moms are all fine.