Mutluluğumuzu sisteme esir mi ediyoruz?

Aslında yazı Amerika’daki verilerle Amerikan hayatını anlatıyor. Ama yine de ben, genel durumla çok da bağlantısız bulmadığım için yazmak istedim. Son zamanlarda Amerikan hayatındaki en büyük paradokslardan biri şu: artık her şey çok konforlu bir hale geldi ancak mutluluk oranları düşüşte. Makale bir sürü veri kullanmış Amerika’daki hayatın nasıl da daha konforlu hale geldiğine ilişkin. Belki buraları kendimizle ilişkili bulamayabiliriz, bilemedim. Ama yani evlerin metrekaresine kadar her şey büyümüş, gelişmiş. Fakat mutluluk ortalaması büyük bir düşüşle karşı karşıya. Buna ilişkin 3 cevap olabilir. İnsanlar tüm bu gelişmeler konusunda bilgi sahibi olmayabilir. İnsanlar onlarca yılda olduğu için bu süreç, bunu bir … Okumaya devam et Mutluluğumuzu sisteme esir mi ediyoruz?

Bir terapi yöntemi olarak yazı yazmak

Daha önce şu yazıda da bahsetmiştik bir sorunu, problemi kelimelere dökmek yani onu tanımlamak ona karşı olan olumsuz tepkilerimizi azaltıyor ve bizi çözüme çok daha kolay götürüyor. Bunun için de en güzel yöntem yazmak. Hatta bir günlük tutmak. Günlük deyince hemen “sevgili günlük bugün böyle böyle oldu” diye olan biteni anlatacağınız bir şey gibi düşünmeyin. Bahsettiğim şey bir “journal” tutmak. “Expressive writing” dediğimiz şeyin insan sağlığı üzerindeki katkılarına ilişkin çok fazla bilimsel çalışma var. Hem zihinsel hem de psikolojik olarak insan sağlığına büyük katkıları var. Şu araştırmada neler olduğunu bulabilirsiniz. Bahsettiğim günlüğün en önemli özelliği bir amaç çerçevesinde yazılması. Ne … Okumaya devam et Bir terapi yöntemi olarak yazı yazmak

Çalışan annelerin çocukları da mutlu!

Hemen hemen her hamile olup çalışan kadının soru işaretidir doğum izni bitince işe dönme konusu. Hem maddi sebeplerden ötürü hem de annelikten doğan suçluluk hissiyle. “Acaba çocuktan ayrı geçirilen zamanlar onu yetişkin olduğunda da etkileyecek mi?” Herkesin içi rahatlayabilir. İmdadımıza yine bir Harvard’lı araştırmacı yetişiyor. Çalışan annelerin çocuklarıyla, evde duran annelerin çocuklarının mutlulukları üzerine bir araştırma yapıyor. Ve sonuca göre, çalışan annelerin çocukları da evde duran annelerin çocukları kadar mutlu yetişiyor. Yani çalışan bir anne olup olmadığınız çocuğunuzun en sonunda erişeceği mutluluğun bir belirleyicisi değil. Bu araştırmayı yapan hanımefendi Kathleen McGinn, Harvard Business School hocası, 10 yıl süren, 29 ülkede … Okumaya devam et Çalışan annelerin çocukları da mutlu!

Belki de mutlu olmak istemiyoruzdur

Aslında hepimiz mutlu olmak istediğimizi söylüyoruz ama Nobel ödüllü bilişsel psikolog Daniel Kahneman’a göre aslında çoğumuz farklı bir yöne gitmek istiyoruz. Mutluluk ve tatmin birbirinden ayrı iki kavram diyor. Mutluluk, beklenmedik anlarda gelişen ve geçici bir anlık deneyimken; tatmin, hedefler belirleyip onları aşmaya ve hayal ettiğimiz hayatı yaşamaya yönelik bir hayat kurmakla oluşan uzun süreli, zamanla oluşan bir his. Örneğin, günlük mutluluklar araştırıldığı zaman arkadaşlarla vakit geçirmek ilk sırada yer alırken iş tatmine geldiği zaman tatmin edici bir hayat kurmak çok da sosyalleşmekle ilgili değil, o kısım daha büyük resme bakmayı tercih ediyor. Bu da şu anlama geliyor, insanlar mutluluklarını … Okumaya devam et Belki de mutlu olmak istemiyoruzdur

Başarı ve mutluluğa dair reçete

Mutluluğa dair şu kadar yazı okuyorsam, o yazıların içinde mutlaka geçen 2 konu var. Biri, şu yazıda yazdığım 75.000 doların mutluluk eşiği olması. Yani yıllık 75.000 dolara kadar para sizi mutlu ediyor ama sonrasında kazandığınızın mutluluğa bir etkisi yok konusu. İkinci konu da, Harvard’da 79 yılda 724 erkek üzerinde yapılan mutluluk araştırması sonuçları. Bu yazıda ikincisini yazmak istedim ki, hepimiz bilelim. Aşağıya konuyla ilgili olan TED konuşmasını bırakıyorum. Zaten Google’da mutluluğa dair bir reçete arıyorsanız, mutlaka tavsiye olarak karşınıza çıkacaktır. Genelde toplum iyi bir hayat yaşamanın çalışkan ya da zengin olmaktan geçtiğini söyler bize. Ama aslında 79 yılda 724 erkek … Okumaya devam et Başarı ve mutluluğa dair reçete

Kim bu mutlu Türkler?

Hani çağımızın vebası geleceğe dair umutsuz olmaktı? Mutsuzduk hani hepimiz? Memnun değildik hayatlarımızdan, sıkışmış hissediyorduk? TÜİK Yaşam Memnuniyeti Araştırması öyle demiyor. Türkiye’de insanlar mutlu. Evet, geçen yıl %58 oranındaki mutluluk seviyesi bu yıl %53,4’e gerilese de yine de depresyonda olmadığımızı bu orandan rahatça görebiliriz. Ancak ve ancak %12 oranında bir mutsuz kitle varmış. Kalan %34 ise ne mutluyum diyor ne mutsuz… Öyle geçiriyor günlerini. Peki kim bu %12? Hemen söyleyeyim, twitter ve ekşi sözlük ahalisi. Eğitim öğretim hayatını bir şekilde atlatmış ama iş hayatında aradığını bulamamış millennial’lar. Çokça ülke görüp, o ülkelerdeki rahatlığın ve özgürlüğün hiçbir zaman bu topraklarda olabileceğine … Okumaya devam et Kim bu mutlu Türkler?

Mutluluğa giden yol

Uzun ama muazzam bir yazı olacak bu, mutluluğu arayanlar için. Profesör Laurie Santos ile tanışın. Kendisi Yale Üniversitesi’nin en çok konuşulan ve en popüler dersinin yaratıcısı: PSYC 157: Psikoloji ve İyi Hayat. Bu ders o kadar meşhur oldu ve o kadar talep gördü ki 1200’den fazla öğrenci bu derse kayıt oldu. Peki bu hoca neyi amaçlıyor? Öğrencilerinin mutlu olmasını. Eh bunu gören depresif ve mutsuz öğrenciler kendilerini hemen bu derste buldular. Daha önce de pozitif psikoloji dersleri vardı ama bu dersin onlardan farkı, davranışları değiştirmek üzerine. Yani mutluluğun bilimini anlatmıyor, mutluluğu pratiğe dökmeyi sağlıyor. İşte bu yazı da, o dersin … Okumaya devam et Mutluluğa giden yol

Neden herkes işini seviyor gibi yapıyor?

Durup bir düşünün bakalım beyaz yakalılar, hiç işe giderken “Thank God It’s Monday” dediniz mi? Sanmıyorum. Demek ki, jenerasyonunuza ihanet ediyorsunuz. Makale, çalışmanın son zamanlarda zevkli bir eylemmiş gibi gösterildiğini, herkesin “başarana kadar durma” gibi yapay mottolarla görünmez bir yarışın içerisinde olduğunu ve kişilerin ne kadar yorulduğunu ya da sömürüldüğünü fark edemediği bir zamanın içerisinde olduğumuzu söylüyor. Elon Musk çıkıyor bir tweet atıyor mesela; “kimse haftada 40 saat çalışarak dünyayı değiştirmedi”diye. Kaç saate ihtiyaç var, orası meçhul. Peki diye sorguluyor makalemiz, böylesine bir koşuşturma kültürü ile hemhal olan bir jenerasyonun bu kadar çalışması kime yarıyor? Patronlara tabii. Özellikle anlam arayışının … Okumaya devam et Neden herkes işini seviyor gibi yapıyor?

Neden mutlu olamıyoruz?

Gün geçmiyor ki harika bir kitapla ve yazarının röportajıyla karşılaşmayalım. Buyrun. Bu röportaj “The Happiness Fantasy” adlı kitabın yazarı İsveçli araştırmacı Carl Cederström’e ait. Ben röportajın tamamını çeviremeyeceğim ama mutluluğa dair çok güzel tespitler, bilgiler var onları paylaşayım dedim. Şöyle bir şeyi savunuyor kitap: karşı kültüre ait birtakım değerler – özgürlük, sahicilik, serbestlik- bunlar tüketim ve üretim kültürünü devam ettiren kurumlar tarafından adapte edildi. Dolayısıyla da bizlere kalan daha az mutluluk oldu. Çünkü kitabın yazarına göre mutluluk aslında bireysel bir olgu olarak değil, etrafımızdaki dünyayla daha derinden bağlantı kurmayı teşvik eden kolektif bir proje olarak görülmeli. Mutluluk kişinin içsel özgürlüğü, … Okumaya devam et Neden mutlu olamıyoruz?

Her gün şikayet ederseniz, her gün şikayet edersiniz.

Şu makaleyi okuduğumdan beri değiştim sanırım. Şunları diyor: İnsan beyni çok acayip. Oyun hamuru gibi şekillendirebiliyorsun. Dr. Michael Merzenich -kendisi dünyanın en tanınmış nörobilimcisi –  düşüncelerimizle beynimizdeki yapısal ilişkiyi kanıtlıyor. Yani şöyle, deneyimler, inançlar, düşünceler, alışkanlıklar beynimizin kendi bağlarını oluşturmasını etkiliyor. Daha da spesifik olmak gerekirse, sürekli şikayet eden, hiçbir şeyden tatmin olmayan negatif insanların bunu alışkanlık haline getirdiklerinde, yani tekrarladıklarında düşünce yapısını değiştirdiğini değişen düşünce yapısının da değişen inançlara yol açtığını söylüyor. Tüm öğrenmenin anası, tekrarlama. İşte şikayet ederek tekrar tekrar negatife odaklandığımızda, negatiflikten sorumlu olan nöronları ateşliyoruz aslında. Bildiğiniz kısır döngü. Tekrar ederek olumsuz davranışlar geliştiriyoruz olumsuz davranışlar … Okumaya devam et Her gün şikayet ederseniz, her gün şikayet edersiniz.